Feodalite (Feodalizm)cc

25/2/2009 | Kategori: Tarih |

Feodalizm veya Derebeylik, başta Ortaçağ Avrupası olmak üzere tarihin birçok evresinde rastlanan toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütleniş biçimidir. Feodalizm kelimesi, Latince feodum (tımar) ile taşınabilir değerli mal anlamına gelen Cermen kökenli bir kelimeden türetilmiştir.

Feodal toplumun siyasi örgütlenişi, koruyan-korunan (süzeren-vassal) ilişkisine dayanan hiyerarşik bir örgütleniştir. Merkezî otorite zayıftır, yerellik görülür. Feodal ekonomi ise, kendi kendine yeterlik üzerine kuruludur.

Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından güçlü ulusal monarşilerin ortaya çıkmasına kadar olan sürede, Avrupa'da hâkim olan örgütleniş biçimi feodal örgütleniştir. İlk Çağ'da Roma'dan yönetilen topraklarda Cermen istilaları ile Roma döneminin merkeziyetçi siyasi düzeni bozulmuş ve sayısız irili ufaklı feodal beylik ortaya çıkmıştır.

Ticaretin tekrar canlanması ile temelleri sarsılan feodalizmin son kalıntıları Sanayi Devrimi ile tamamen yok olmuştur.

Feodalizmin Ortaya Çıkışı

Sebepleri
Feodalizmin ortaya çıkmasındaki en önemli sebep, Roma düzeninin karşılaştığı büyük ekonomik bunalımdır.

Roma İmparatorluğu'nda, özellikle İtalya Yarımadası'nda tarımsal üretim, toprak sahibi özgür Roma vatandaşlarının geniş çiftliklerinde, ağırlıklı olarak köle emeği kullanılarak ve imparatorluğun ticaret hatlarındaki hâkimiyeti sayesinde çeşitli pazarlara yönelik olarak yapılıyordu. İyi işleyen ticaret sayesinde gelişmiş bir işbölümü sağlanmıştı ve tarımsal üretim kırsal alanlarda, zanaatlar ise ticari merkez durumundaki kentlerde sürdürülüyordu. Kentler, kırsal kesim için gerekli üretim araçlarını ve lüks malzemeleri, kırsal kesim ise kentlerin gıda ihtiyacını sağlıyordu. Bu şekilde canlı bir kent-kır ticareti oluşmuştu.

Fetihler boyunca Roma İmparatorluğu yeni vergi kaynakları yaratıyor ve savaşlardan gelen yağma gelirleriyle besleniyordu. Ancak, fetihlerin durması ve savaşların kısır savunma savaşlarına dönmesinin ardından Roma maliyesi zor duruma düştü. Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir. Vergilerin artırılması köylüyü zor durumda bırakıp alım gücünü azalttığı gibi, köyden kente göçü de tetiklemiştir.

Bu durum ilk etkilerini ticaret üzerinde göstermiştir. Köylünün alım gücünün azalması köy-kent ticaretini zayıflatmış, kentli zanaatkârlar pazar bulmakta zorlandıklarından iflasa sürüklenmiş, kentle ticaret yapamayan latifundialar (köle emeğiyle üretim yapan tarımsal işletmeler) zor duruma düşmüştür. Bu, Roma dönemindeki ekonomik düzeni yok edecek bir kısır döngüdür.

Ürünlerin pazarlamasında sorunlar yaşanmaya başlandığında, kölelerin üretim dönemleri dışında da beslenmesi zorunluluğu katlanılması olanaksız bir maliyet unsuru haline gelmiştir. Bu tür işletmeler, kölelerin bir kısmını azat ederek, belirli bir toprak kirası karşılığında geçimlik toprakları işleme hakkı tanıdılar.

Azat edilmiş bu yeni küçük çiftçiler tümüyle özgür değillerdi, kendilerine tahsis edilen toprakları terk etmeleri durumunda toprak sahibinin gelir kaynağı da ortadan kalkacaktı. Dolayısıyla bu topraklardan ayrılmama koşuluyla azat edilmişlerdir. Böylece, verilen toprağı işleyerek geçimini sağlayan, karşılık olarak efendisine toprak kullanım kirası ödeyen bu çiftçilerle yeni bir sınıf doğmuş oldu. Bu sınıf, feodal ekonominin ana üretici gücü olan serfler sınıfıdır.

Buna ek olarak, kent-köy ticaretinin azalması, latifundiaları kendi ihtiyaçlarını karşılamaya itti. Daha önce kentten aldıkları malları, aynı kalitede olmasa bile, üretmeye başladılar. Bu durum, pazara dönük üretimi durdurduğu gibi ekonomik bütünlüğü yok ederek yerelliğe yol açtı.

Görüldüğü gibi ekonomik koşulları daha Roma düzeninin son günlerinde oluşan feodal yapı, Roma İmparatorluğu'nun Cermen istilaları ile yıkılmasının ardından ortaya çıktı. Roma mirası üzerine kurulan Cermen krallıklar, Roma gibi merkeziyetçi devletler olamadılar. Daha önce Roma'dan yönetilen topraklarda, her biri kendine yeter ekonomiye sahip sayısız feodal beylik kuruldu.

Kurumsallaşması
Feodal düzen, Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla ortaya çıkmış olsa da, bu düzenin kurumsallaşıp tipik şeklini alması 9. ve 10. yüzyıllara kadar sürmüştür. Bu tarihlerde Avrupa'da yayılan iki yeni buluş, feodal yapının Avrupa'nın hâkim düzeni olmasını sağlamıştır. Bu iki buluş ağır saban ve üzengidir.

Kuzey Avrupa topraklarının çok yağış alması ve drenaj sistemlerinin ihtiyaca cevap verememesi bu bölgelerdeki tarım üretimini kısıtlamış ve nüfus birikimini engellemiştir. Bu nedenle İlk Çağ'da nüfus iç bölgelerde değil, nispeten daha az yağış alan Akdeniz Havzası'nda birikmiştir.

Ağır sabanın bulunması Kuzey Avrupa topraklarında verimli tarım yapılmasına imkân sağlamış ve toplanan artı ürün ile Avrupa'yı göçebe istilalarından koruyacak bir askerî sınıfın beslenmesini olanaklı kılmıştır. Şövalyeler diye adlandırılacak olan bu askerî sınıf, üretim yapan köylünün üzerine koruyucu soylular olarak yerleşmiştir. Oluşan düzende serfler soyluların toprağını işlemiş, karşılığında ise soylular serfleri korumuştur.

Üzengi ise dönemin savaş taktiklerinin değişmesine yol açmış ve piyade ile durdurulması çok güç olan ağır süvarileri, yani zırhlı şövalyeleri ortaya çıkarmıştır. Giydikleri kalın demir zırha rağmen üzengi sayesinde atın üstünde rahatça durabilen şövalyeler, ateşli silahların yaygın kullanımına kadar Avrupa'nın en etkili askerî gücü olmuşlardır.

Avrupa'daki göçebe istilaları, giderek daha çok toprağın feodal düzene uygun düzenlenerek şövalyelerin beslenmesine ayrılmasını gerektirmiştir. Savaş hizmeti karşılığında toprak dağıtım ilkesine dayalı düzen bu ihtiyaçtan oluştu. Bu sayede Avrupa'yı kasıp kavuran göçebe istilaları büyük ölçüde engellenmiş ve Avrupa'ya görece bir güvenlik gelmiştir.

Yayılması
Feodal kurumların tipik haliyle ortaya çıkması ilk olarak Frank Karolenj İmparatorluğu'nun bünyesinde gerçekleşti. Bu nedenle Fransa feodalizmin anavatanı sayılabilir.

Britanya Adasını istila eden Normanlar (1076), feodalizmi İngiltere'ye taşıdılar. Anglosakson istilalarının ardından İngiltere'de feodal yapıyı andıran kurumlar oluşmaya başlasa da ancak Normanlar'ın İngiltere'yi ele geçirip toprakları feodal düzene uygun biçimde dağıtmasından sonra tipik haliyle feodalizm oluşmuştur. Diğer bölgelerin aksine İngiltere'de feodalizmin yukarıdan aşağıya doğru kurulması, İngiltere'de merkezî otoritenin nispeten daha güçlü olmasına yol açmıştır.

Feodalizm Roma ve Cermen uygarlıklarının bir sentezi olarak ortaya çıktığından, Roma uygarlığının bir parçası olmayan Almanya'da geç oluştu. Feodal kurumların Almanya'ya yerleşmesi Frank Karolenj İmparatorluğu'nun parçalanmasından sonra 12. yüzyılda gerçekleşti.

İspanya'daki Roma düzeninin bozulmasıyla Müslüman Arapların burayı ele geçirmesi arasında sadece iki asırlık bir süre olduğundan, İspanya feodal kurumlarını oluşturamadan Arap egemenliğine girdi. Bu nedenle İspanya'daki siyasi kurumlar, Avrupa'nın geri kalanından çok farklı biçimde gelişti. Frank Karolenj İmparatorluğu'na bağlı kalan kuzeydeki Katalonya bölgesi haricinde İspanya'nın büyük bölümünde feodalite oluşmadı.

Avrupa'nın farklı yol izleyen diğer bir bölgesi de İtalya oldu. Kuzey İtalya'da Roma mirasının çok güçlü olması, kent hayatının tamamıyla ortadan kalkarak kırsal kültürün hâkim olmasını önledi. İtalya'nın kuzeyinde kentlerin kıra hâkim olduğu bir düzen oluştu. İtalya'nın güneyi ise feodal çağ boyunca Bizans egemenliğinde kaldığından feodal kurumlar oluşmadı. Ancak bölgenin Lombard istilası ile Bizans'ın elinden çıkmasının ardından Fransa'dakinin benzeri bir feodalite kuruldu.

Siyasal yapı
Feodal düzenin siyasi yapısı bir piramit gibidir. En üstte kral (veya imparator), altında ise kendisine bağlı soylular bulunur. Bu soyluların altında daha başka soylular olur. Bu hiyerarşik düzenin en alt ve en geniş tabakasını serfler oluşturur.

Piramidin en tepesinde otursa da kralın mutlak egemenliği yoktur. Feodal düzende kralın yetkisi çok sınırlıdır. Bu sınırlamanın başlıca nedeni, idarenin tek merkezden (kralın sarayından) yapılmamasıdır. Temel üretim aracı olan toprak, birçok feodal bey arasında paylaştırılmıştır. Ekonomik gücü ellerinde bulunduran ve kralın rakiplerine karşı tek dayanağı olan feodal beyler, kendi iradelerini krala, gerekirse zor kullanarak kabul ettirecek güce sahiptir. Bunun en tipik örneği, 1215'te İngiliz feodalitesinin kral Yurtsuz John'a kabul ettirdiği Magna Carta'dır.

Feodal sistemde sadece üretim araçları değil, askerî güç de feodal beyler arasında paylaşılmıştır. Donanımlı askerlerden oluşan merkezî bir ordunun kurulması kral açısından pahalı olduğundan, bu ihtiyacı feodal beyler karşılamıştır. Bu sebeple kralın savaşta başarılı olması, feodalitenin desteğine bağlıdır.

Savaş teknolojisindeki gelişmelere rağmen feodal çağda kaleleri güç kullanarak ele geçirmek hâlâ imkânsıza yakındır. Şövalyelerle birlikte şatosunun surlarının arkasına saklanan bir feodal bey, kralın gücünden bile korunmuş oluyordu. Bu durum, feodal beylerin bağımsız, hatta krala karşı hareket etmelerini kolaylaştırdığı gibi kralların mutlak egemenlik kurmasını da engellemiştir.

Özet olarak, feodalizmin siyasal yapısının en temel özellikleri bölünmüşlük ve yerelliktir.

Ekonomik Yapı
Feodal ekonomik yapı basittir. Soylunun toprağında üretim yapıp, gereken çok az miktarı kendine ayırdıktan sonra geriye kalanı soyluya veren köylüler, ana üretici güçtür. Ticaret gelişmediği için uzmanlaşmış bir ekonomi ve gelişmiş iş bölümü yoktur. Üretim toprakta yapıldığından zenginliğin ölçüsü topraktır, taşınabilir servet olgusu gelişmemiştir.

Roma düzeninin sağladığı ortamda gelişen ticaret, Cermen istilaları ile durma noktasına geldikten sonra her feodal beylik kendine yeter bir ekonomi kurmuştur. Böylece, feodal beylikler dışa kapalı topluluklar haline gelmiş, etkileşim en aza inerek gelişmenin önü kesilmiştir. Artı ürünün ticaretle satışı olmadığından, pazar ekonomisi ve dolayısıyla rekabet ortamı oluşmamıştır.

Ancak feodal çağın sonlarında dirilmeye başlayan ticaret ile birlikte feodal ekonomi değişmeye başlayacaktır. Feodalizmin temeli olan kapalı ve yerel ekonomik düzenin değişmesi bütün feodal yapıyı sarsacak ve bu yapı yavaş yavaş yok olacaktır.

Feodal Sözleşme
Feodal sözleşme, soylular arasındaki koruyan-korunan ilişkisini düzenleyen sözleşmedir. Yazılı bir belge olmak zorunda değildir, sözlü olarak da yapılabilir. Feodal sözleşmeye göre koruyana süzeren, korunana ise vassal denir. Tek taraflı değildir, iki tarafa da sorumluluklar yükler. Süzeren vassalı korumakla yükümlüdür, vassal ise savaş zamanı süzerenin ordusuna şövalye olarak katılacaktır.

Feodal Örgütlenmede Toplumsal Sınıflar
Soylular Sınıfı
Soylular sınıfı, üretim yapan serflerin çalıştığı toprağın sahibi olan ve serfler üzerinde askerî/yönetici sınıf olarak oturan sınıftır. Ortalama olarak soylu sınıf, feodal düzende yaşayan nüfusun onda birini oluştururdu. Üretim yapmaz, serflerin yaptığı üretimden pay alarak geçinirlerdi. Değişik coğrafyalarda değişik isimler alan soylu sınıfa, senyörler sınıfı da denirdi.

Soylu sınıftan olanlar barış zamanında malikâneleri, yani feodal beyliği yönetir; savaş zamanında ise şövalye olarak donanıp kendilerine bağlı diğer şövalyelerle birlikte kralın veya başka bir soylunun ordusuna katılırdı.

Soylular, kendi içlerinde hiyerarşik bir yapı oluştururdu. Daha zayıf olanlar büyük toprak sahibi soyluların hizmetine veya korumasına girer, bu korumanın karşılığında, koruyan soylunun yaptığı savaşlara şövalye olarak katılırlardı.

Ruhban Sınıfı
Ortaçağ'da soylu olmadığı halde güç ve nüfuz sahibi olan sınıf ruhban sınıfıdır. Ruhban, Katolik kilisesine bağlı papaz, keşiş ve diğer din adamlarıdır.

Örgütsel karakteri feodal olmamasına rağmen kilise de feodalizmin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Kilise; manastırlar, kilise ileri gelenleri ve bizzat kilise tarafından elde tutulan geniş topraklara sahipti. Dindar ve çocuksuz soylular tarafından ölmeden önce bağışlanan bu toprakların büyük kısmı feodal yükümlülükler içeriyordu. Bu yüzden de kilise, zamanın feodal sisteminin bir parçası haline gelmişti. Birçok başkeşiş ve başrahip, feodal beylere benzer bir konuma gelmişti.

Dinsel ideolojinin hâkim olduğu Ortaçağ'da Katoliklerin ruhani lideri Papa'nın çok büyük yaptırım gücü vardı. Kralları bile aforoz edebiliyordu. Ayrıca Frank Karolenj ve Kutsal Roma-Germen İmparatorları, Papa'nın önünde diz çökerek taç giyiyorlardı.

Köylüler (Serfler) Sınıfı
Feodal piramitin en alt ve en geniş tabakasını oluşturan serfler, soylunun toprağında üretim yapar ve tükettikleri çok az miktar haricindeki bütün ürünü soyluya verirlerdi. Bunun dışında serfler, soyluların şato tamiri gibi işlerinde işçi olarak da çalışırlardı.

Serfler, siyasal haklara ve istediği zaman başka köylere göç etme hakkına sahip değildir. Serf, feodal beye bağlıdır ve beyliği terk etmesi yasaklanmıştır.

Feodalizmin Yıkılması
Feodalizm, Avrupa'daki ekonomik dengelerin değişmesiyle yıkılmıştır. Avrupa'da 10. yüzyıl sonrasında yavaş yavaş güçlenmekte olan ticaret, feodal düzeni kıracak dinamik olmuştur. Buna rağmen feodalizmin fiilen ortadan kalkması uzun zaman almış, son kalıntıları ancak Sanayi Devrimi ile yok olmuştur.

Ticaretin Canlanması
Roma lejyonlarının sağladığı güven ortamında ticaret gelişme imkânı bulmuştu. Roma düzeninin çökmesinin ardından ise Avrupa'da ticaret yok olma derecesine gelmişti. Fakat, 9. yüzyıl sonrasında Avrupa'da feodal düzenin kurumsallaşmasıyla yerel beylikler güvenliği az da olsa sağlamış ve göçebe istilalarını durdurmayı başarmıştı. Bu gelişme, ticaretin tekrar gelişmesine zemin hazırlamıştır.

Ticaretin tekrar canlanmasında etkili diğer bir sebep Haçlı Seferleri'dir. Haçlı Seferleri ile doğuyla tanışan Venedik, Ceneviz, Pisa gibi İtalyan kentleri Akdeniz'de İslam uygarlığı ile ticarete başlamıştı. Akdeniz'e hâkim olan ve Orta Çağ'ın ilk denizaşırı imparatorluklarını kuran bu devletler, ticaretten gelen artı ürün ile zenginleştiler.

Ticaretin canlanması Avrupa'daki krallara, bu ekonomik aktiviteyi vergilendirerek iyi bir gelire sahip olma imkânı sağlamıştı. Ticaret ile zenginleşen kentsoylulara, yani burjuva sınıfına sırtını dayayan krallar feodal beyler karşısında güç kazanmaya başlayacaktır.

Feodal Bölünmüşlükten Mutlak Monarşilere
Feodal beylerin ekonomik güç üzerindeki hâkimiyeti kalkınca, krallar feodal beyler karşısında güçlü duruma geçti. Artık Avrupalı krallar, ticaret vergileri ile merkeze bağlı bir ordu kurabilecek ve feodal beyleri daha sıkı denetleyebilecekti. Fakat feodal beylerin şatolarının alınması imkânsız yerler olarak kalması kralların mutlakiyetçi yönetimi kurmasını geçici olarak engellemiştir.

Mutlak krallıkların ortaya çıkması ancak ateşli silahların savaş alanlarında kullanılmasından sonra olacaktır. İlk kez 1389 Kosova Savaşı'nda kullanılan topun kaleleri ele geçirmek için mükemmel bir silah olduğu İstanbul'un fethinin ardından anlaşıldı. Top sayesinde kalelerin arkasında saklanma avantajını yitiren feodal beyler krala bağlanmak zorunda kaldı. Böylece feodalite siyasi örgütlenmedeki yerini güçlü ve mutlakiyetçi monarşilere bıraktı.

Serfliğin Ortadan Kalkması
Değişen ekonomik koşullar sonucunda para, yani taşınabilir servet olgusu tekrar önem kazandı. Serflerden vergi değil ürettikleri ürünü alan feodal beyler bu değişim karşısında zor duruma düştüler. Ticaret yoluyla mal sağlayabilmeleri için paraya ihtiyaçları vardı ve bu parayı yıllık vergi karşılığında serflere özgürlüklerini verme yoluna giderek temin etmeye çalıştılar.

Bu sebepten dolayı 15. ve 16. yüzyıllara gelindiğinde Avrupa'nın büyük kısmında hukuksal olarak olmasa da fiilî olarak serflik kalktı. Hukuksal olarak kaldırılması ise ancak Napolyon Savaşları sırasında gerçekleşmiştir.

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/2|

YAKIN ÇAĞ AVRUPA TARİHİ

25/2/2009 | Kategori: Tarih |

YAKINÇAĞ TARİHİ

 

ABD’NİN KURULMASI (1787)
1774’de I. Fledelfiya, 1776’da ise II. Fledelfiya konferansı toplanmış, burada birleşme kararı alan 13 koloni İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesine başlamıştır. Fransa’nın da desteğini alan Amerikalılar 1783 Wersay Anlaşması ile bağımsızlığını kazanmışlar , 1787’de de George Washington başkanlığında ABD’yi kurmuşlardır.
Not : 1776 – II. Fledelfiya Konferansı’nda ilk insan hakları bildirisi ilan edilmiştir.

 

SANAYİ İNKILABI
İngiltere’de James Watt tarafından buhar gücünün makinalarda kullanılmasıyla tekstil alanında 18. Yy. ortalarında başlamış, Yakınçağ’da büyük bir gelişme göstermiştir. Sanayi İnkılabı’nın oluşmasında sermaye birikimi yönüyle Coğrafi Keşifler’in, bilgi birikimi yönüyle Rönesans’ın etkisi vardır.
Sonuçları :

* Pazar ve hammadde ihtiyacı artmış, sömürgecilik yeni bir boyut kazanmıştır.
* İşçi sınıfı ortaya çıkmıştır.
* Köylerden şehirlere hızlı nüfus akını başlamıştır.
* Sanayileşemeyen ülkeler sömürge durumuna düşmüştür.
* Osmanlı ülkesi, kapitülasyonların da etkisiyle açık Pazar haline gelmiştir.
* Osmanlı küçük esnafı ve Lonca teşkilatı çökmüştür.
* Kapitalizm, Liberalizm, Sosyalizm gibi kavramlar ortaya çıkmıştır.

** Pazar ve hammadde arayışı, devletler arası rekabete, bu rekabet bloklaşmalara, neticede I. ve II. Dünya savaşlarına sebep olmuştur.

 

FRANSIZ İHTİLALİ (1789)
Sebepleri :
* Sınıflar arası önemli farklılıklar
* Halkın son derece fakir olması
* Hastalıklar ve kıtlıklarla ülkenin sarsılması
* Krallık rejiminin baskıcı yönetimi
* Bazı Fransız aydınlarının (J.J. Russo, Volter ....) halkı etkilemesi
* İngiltere ve Amerika’daki demokrasi çalışmalarının etkisi
* Yedi Yıl Savaşları’nın sonucunda yeni vergiler konması
* Burjuva sınıfının yönetime katılmak istemesi

Sonuçları :
* Yeniçağ bitmiş, Yakınçağ başlamıştır.
* Milliyetçilik fikri ortaya çıkmıştır.
* Mutlak krallıklar yıkılmış, milli devletler kurulmuştur.
* Eşitlik, hürriyet, adalet gibi kavramlar yaygınlaşmıştır.
* İlk kez insan hakları evrensel bildirisi yayınlanmıştır.
* Yönetim burjuva sınıfının seline geçmiştir.
* Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına sebep olmuştur.
* İlk kez laik hukuk kuralları ortaya çıkmıştır

 

İHTİLAL SAVAŞLARI (1792-1815)
Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikir akımlarının kendi ülkelerinde yayılmasını istemeyen İngiltere, Avusturya, Prusya, Rusya gibi devletler Fransa’ya savaş açmışlar, Napolyon büyük başarılar elde etmişse de sonunda yenilmiştir. İlk mağlubiyetini Akka önlerinde, Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Nizam-ı Cedit adlı Osmanlı ordusundan almıştır.

 

VİYANA KONGRESİ (1815)
Napolyon’un alt üst ettiği Avrupa’nın siyasi haritasına yeni bir düzen vermek amacıyla Osmanlı Devleti ve Fransa haricinde bütün Avrupa devletlerinin katılımıyla toplanmış ilk uluslararası kongredir. Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikirler göz ardı edilerek Avrupa’nın yaklaşık 100 yıllık haritası çizilmiştir. Buna rağmen fikirlerin yayılması engellenememiş ve yeni mücadelelere sebep olmuştur.
Not : Rus Çarı tarafından Osmanlı Devleti’ni parçalama teklifleri (Şark meselesi adıyla) ortaya atılmıştır.

 

1830 İHTİLALLERİ
Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikirlerin yayılması bütün baskılara rağmen engellenememiştir. 1830’da Fransa’da demokrasi amacıyla başlayan ihtilaller Belçika ve Polonya gibi ülkelerde bağımsızlık amacıyla görülmüştür.
Sonuçları :

* İsveç ; Norveç’ten, Belçika; Hollanda’dan ayrılmış, Fransızlar bazı demokratik haklar elde etmişlerdir.
* Avrupa’da liberal demokrasiler güçlenmiş, parlamenter sisteme geçiş hızlanmıştır.

 

1848 İHTİLALLERİ
Sanayi inkılabıyla ortaya çıkan işçi sınıfı, çok zor şartlarda çalışmakta ve emeğinin karşılığını alamamakta idi. Cumhuriyetçiler ile birleşen işçiler, Fransa’da isyan ettiler. Bazı Avrupa ülkelerine de yayıldı. Fransa’da 1 yıl sonra Cumhuriyet rejimine karşı yeniden ayaklandılar. Bazı haklar verilerek isyan bastırıldı.
 

* Not : Almanya ve İtalya’nın birliklerini kurmasına zemin hazırlamıştır.
* Önemi : Avrupa’da sosyalist akımlar yayılmaya başlamıştır

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/2|

YENİ ÇAĞDA AVRUPA

25/2/2009 | Kategori: Tarih |

  YENİÇAĞ’DA AVRUPA (1453-1789)


COĞRAFİ KEŞİFLER (15. Y.Y. SONLARI – 16. Y.Y. BAŞLARI)
Sebepleri :
* Yeni yolların aranması
* Doğu ticaret yollarının (İpek ve Baharat yolları) Müslümanlar’ın elinde bulunması.
* Doğunun zenginliklerine ulaşma isteği
* Gemicilik sanatında gelişmeler
* Hıristiyanlığı yayma düşüncesi
* Cesur ve maceracı gemicilerin yetişmesi
* Pusulanın sapma açısının hesaplanması
* Kralların gemicilere destek vermesi
* Doğudan Avrupa’ya gelen malların pahalıya mal olması

YAPILAN KEŞİFLER :
* Amerika’nın Keşfi : İlk kez 1492’de Kristof Kolomb tarafından bulunmuşsa da Hindistan zannedilmiştir. 1507’de İtalyan gemici Americo Vespucci buranın yeni bir kıta olduğunu anlamış ve adı verilmiştir.
* Hint Deniz Yolunun Bulunması : Bartelmi Diaz 1487’de Afrika’nın güney ucuna ulaşmayı başarmıştır. Buraya Ümit Burnu (Fırtınalar Burnu) denilmiş, daha sonra 1468’
de Vasko Dö Gama tarafından Ümit burnu dolaşılarak Hint deniz yolu bulunmuştur.

* Dünyanın Dolaşılmadı (1519 – 1522) : Macellan, sürekli batıya giderse tekrar Avrupa’ya ulaşılacağına inanarak çıktığı yolculuk sırasında ölünce Del Kano bu seferi tamamlamıştır.

Sonuçları :

* Yeni kıtalar, yollar, medeniyetler, insanlar, bitki ve hayvanlar tanınmıştır.
* Sömürgecilik başlamıştır. (İspanyol ve Portekizliler ilk sömürge imparatorlukları kurdular.)
* İspanya ve Portekiz gibi devletler güçlenmiştir.
* Doğu ticaret yolları önemini kaybetmiştir.
* Akdeniz ticareti ve limanları önemini kaybetmiştir.
* Hint deniz yolu ve limanları (Lizbon, Amsterdam, Londra) önem kazanmıştır.
* Venedik, Ceneviz ve başta Osmanlı Devleti olmak üzere İslam ülkeleri çok büyük zarara uğramıştır.
* Avrupa’nın zenginlik ölçüsü değerli madenler olmuştur.
* Burjuva sınıfı zenginleşmiştir.
* Kölelik ve esir ticareti yaygınlaşmıştır.
* Rönesans, Reform ve Sanayi İnkılabı’na zemin hazırlamıştır.
* Kilise kan kaybetmeye devam etmiştir.
* Keşfedilen yerlere Avrupa’dan göçler olmuştur.

 

RÖNESANS HAREKETLERİ
*Tanım : 15. Y.y. sonları ve 16. Y.y. başlarında İtalya’da ortaya çıkan edebiyat, güzel sanatlar, mimari ve bilim alanındaki önemli gelişmelere denir.
Nedenleri :

* Coğrafi Keşifler’le zenginleşen burjuva sınıfının “mesen” denilen koruyucu aileler oluşturması
* Matbaanın gelişmesi ve kağıdın yaygınlaşması
* Arka arkaya, dahi denilebilecek sanatçıların yetişmesi
* İstanbul’un fethi ile bazı bilim adamlarının İtalya’ya gitmesi
* Endülüs Emevileri’nin etkisi
* Antikide eserlerin incelenmesi
* Güzel sanatların olgunlaşması

Rönesans’ın İtalya’da Başlamasının Nedenleri :

* Siyasi durumu : İtalya’da şehir devletlerinin olması düşünce hayatının daha özgür olmasını sağlamıştır.
* Ekonomik durum : Akdeniz ticaretine hakim olmaları yönüyle İtalyan şehir devletlerinin daha zengin olması.
* Tarihi durumu : Çok büyük medeniyetlere beşiklik yapmış olan İtalya’da bu medeniyetlerin izlerinin bulunması.
* Dini durum : Katolik kilisesinin merkezi olması ve papanın burada bulunması

* Coğrafi konum : İslam dünyasına yakınlığı, ticaret sayesinde onlardan etkilenmesi.

Rönesans’ın Avrupa Dışına Yayılmasının Nedenleri :

* İtalya’nın dini ve kültürel merkez olması
* İtalya Savaşları (1494 - 1559)

Rönesans, İtalya’da edebiyat alanında başlamış, Mikelanjelo, Leonardo da Vinci gibi büyük sanatçılar yetişmiştir. Fransa’da Rönesans İtalya savaşlarına katılan kral tarafından başlatılmış, mimari alanda gelişmiştir. İngiltere’de Shakesper, İspanya’da Servantes, Almanya’da ise Röklen, Erasmus eserler vermiştir.

Not-1 : Almanya’da Rönesans hareketlerine paralel olarak Reform başlamıştır.

Not-2 : Bilim ve teknik alanında 17. Yy.’da deney ve gözlem metodunun Bacon tarafından ortaya konulmasından sonra önemli gelişmeler olmuştur. Avrupa’da Bilim Rönesansı 17. Yy.’
da başlamıştır.

 

RÖNESANS’IN SONUÇLARI
* Skolastik düşünce büyük ölçüde yıkılmış, pozitivizm doğmuştur.
* Kliseye ve din adamlarına duyulan güven iyice azalmıştır.
* Edebiyat, güzel sanatlar,mimari ve bilim teknik alanında önemli gelişmeler olmuştur.
* Ferdiyetçilik (bireycilik) ön plana çıkmıştır.
* İlk kez sanat alanında din dışı eserler verilmiştir.
* Reform ve Sanayi İnkılabı’na zemin hazırlanmıştır.

Bu döneme kadar bilim, sanat ve medeniyet alanlarında İslam ülkeleri öncülük yaparken, Rönesans hareketleriyle Avrupa ülkeleri ön plana çıkmıştır.

 

REFORM HAREKETLERİ
Tanım : 16. Y.y. Katolik kilisesinde meydana gelen köklü değişikliklere denir.
Nedenleri :

* Kağıt ve matbaanın geliştirilmesi
* Katolik kilisesinde meydana gelen bozulmalar
* Aforoz, Enterdi, Endülijans sorunları
* Rönesans’ın etkileri
* Skolastik düşüncenin yıkılması
* İncil’in milli dillere çevrilmesi
* Kilisenin zenginliğine karşın halkın fakirliği

Reformun Almanya’da Başlamasının Nedenleri :

* Hıristiyanlığı daha geç kabul eden Almanlar’ın dindarlıklarının suistimal edilmesi
* Alman halkının daha fakir olması
* Matbaanın Almanya’da geliştirilmesi
* İncil’in ilk kez Almanca’ya çevrilmesi.
* Bazı derebeylerin Şarlken’e karşı reformcuları desteklemesi.

Almanya’da, Martin Luther tarafından Reform hareketleri başlatılmış, Protestanlık mezhebi ortaya çıkmıştır. Uzun mücadeleler sonucunda 1555 Ogsburg Barışı’yla Protestanlık serbest bırakılmıştır.

Fransa’da, Kalvenizm ortaya çıkmıştır. Uzun mücadeleler sonrasında 1598 Nant Fermanı ile serbest bırakılmıştır.

İngiltere’de, Kral özel meselesinden dolayı kiliseyi kendine bağlamış ve Angilikanizm mezhebi ortaya çıkmıştır.

Sonuçları :

* Avrupa’da mezhep birliği bozulmuş, yeni mezhepler ortaya çıkmıştır.
* Katolik kilisesi kendisine çeki düzen vermek zorunda kalmıştır.
* Kilisenin malları yağmalanmış ve ekonomisi zayıflamaya başlamıştır.
* Kiliseye ve din adamlarına duyulan güven yıkılmıştır.
* İlk kez laik eğitim kurumları açılmaya başlamıştır.
* Engizisyon mahkemeleri kurulmuştur.
* Mezhep kavgaları başlamıştır.

Not : Rönesans ve Reform hareketleri Avrupa’da gelişmeyi önleyen engellerin kalkmasını sağlamıştır.

 

30 YIL SAVAŞLARI (Mezhep Savaşları 1618 – 1648)
Katolik Almanya’nın protestanlarla mücadelesidir. Fransa kendisi de katolik olmasına rağmen, Almanya’nın güçlenmesi işine gelmediği için protestanların yanında savaşa girmiş ve sonuçta 1648–Westfalya Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre protestanlık yeniden serbest bırakılmış, mezhep kavgalarına son verilmiştir. Papanın onayına sunulmayan ilk antlaşmadır.
*Not : Savaşın başlaması dini, gelişmesi ise siyasi sebeplere dayanır.

 

7 YIL SAVAŞLARI (1756 – 1763)
İngiltere ile Fransa arasında Amerika’daki sömürgelerin paylaşılamaması yüzünden ortaya çıkmıştır. Sonuçta İngiltere galip gelerek Kanada’nın bir kısmını ele geçirmiştir. Fakat 7 Yıl Savaşları iki tarafında çok büyük ekonomik sıkıntı içine düşmesine sebep olmuş, Fransa kendi halkına, İngiltere ise Amerika’daki kolonilerine yeni vergiler koymuşlardır. Bütün bunlar bir taraftan Fransız İhtilali’ne, öte yandan Amerika’nın bağımsızlığını kazanmasına sebep olmuştur

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/2|

Orta Çağ Avrupa Tarihi

25/2/2009 | Kategori: Tarih |

ORTAÇAĞDA AVRUPA (375 – 1453)
¨ Siyasi Durum : Siyasi yetkiler tek kişide toplanmış değildir. Feodalite (Derebeylik ) rejimi vardır. Toprağa dayalı bir rejimdir. Derebey hem toprağın, hem de köylünün sahibidir. Derebeylikte himaye sistemi esastır. Himaye eden “Süzeren”, himaye edilen “Vasal” olarak adlandırılır. Bu rejim Haçlı Seferleri ve Yüzyıl Savaşları’yla zayıflamış, İstanbul’un fethiyle (toplarla surların yıkılması) yerini mutlak krallıklara bırakmıştır.
 

Sosyal Durum : Toplum eşit değildir. Çeşitli sınıflara ayrılmıştır.

 Soylular : Yönetim ve askerlikle uğraşarak gücü ellerinde tutan aristokrat tabakadır.
 Din adamları : Katolik kilisesinin gücüne paralel olarak rahat bir hayat sürmüşlerdir.
 Burjuvalar : Şehirli sınıftır. Ticaret ve sanatla uğraşırlar. Coğrafi Keşifler’le zenginleşerek güçlenmiş, Fransız İhtilali ile yönetime katılmışlardır.
 Köylüler : İki gruptur.

- Hür Köylüler : Derebeyin vasalıdır. Ağır vergiler öder, belirli günler “angarya” olarak derebeyin işinde çalışırlar.
- Köleler (Sefler) : Derebeyin adeta malı sayılan, karın tokluğuna çalışan insanlardır.

¨ Dini Durum : Katolik kilisesi ve Papalık Aforoz, Enterdi, Endülijans gibi dini ve siyasi yetkilere sahip oldukları gibi ayrıca çok büyük ekonomik güce sahiptiler. Skolastik düşünce Ortaçağ boyunca etkilidir.
¨ Ekonomik Durum : Tarıma dayalıdır. Temel zenginlik ölçüsü topraktır. Haçlı seferleriyle Akdeniz ticareti canlanmış ve İtalyan şehir devletleri (Venedik, Ceneviz gibi) ilerlemiştir. Avrupa son derece fakirdir.

 

HAÇLI SEFERLERİ
Tanım : 1096 yılında başlayan 1270 yılına kadar devam eden Hıristiyan dünyasının İslam alemi üzerine yaptığı seferlerin adıdır.
Sebepleri :

 *Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’daki Türk ilerleyişi karşısında Bizans’ın yardım isteği.
 *Fatımilerin Haçlılar’ı davet etmesi.
 *Hıristiyanlığı yayma düşüncesi.
 *Kutsal yerleri geri alma düşüncesi.
 *Papa’nın siyasi etkinliğini artırmak için halkı tahrik etmesi.
 *Kluni tarikatının çalışmaları.
 *Derebeylerin yeni topraklar elde etmek istemesi
 *Kralların yetkilerini artırmak istemesi
 *Şovalyelerin ve bazı prenslerin macera aramaları
 *Doğunun zenginliklerine ulaşma isteği
 *Doğu ticaret yollarının müslümanların elinde bulunması.

 

I. – II. – III. – IV. HAÇLI SEFERLERİ


I. HAÇLI SEFERİ (1096) : Papa ve Keşiş Piyer, Avrupa’da büyük ordular oluşturmuşlardır. İlk gelen haçlılar I. Kılıçarslan tarafından imha edilmiş. Daha sonra gelen haçlılar Bizans’la bir antlaşma yaparak Anadolu’ya geçmişler, İznik’i alarak yollarına devam etmişlerdir. I. Kılıçarslan’
ın vur kaç taktiğiyle çok büyük kayıplar vermelerine rağmen Urfa, Antakya ve Kudüs’ü ele geçirmişler, buralarda birer derebeylik kurmuşlardır. İznik’i kaybeden Anadolu Selçuklu Devleti’
nin başkenti Konya olmuştur.

Not-1 : Bu seferle Batı Anadolu’daki siyasi üstünlük Bizans’ın eline geçmiştir.
Not-2 : I. Haçlı Seferi amacına ulaşan tek seferdir.
Not-3 : Derebeylik rejimi Ortadoğu’ya taşınmıştır.

II. HAÇLI SEFERİ (1147-1149) : Urfa’nın 1144’te Zengiler tarafından geri alınması II. Haçlı Seferi’ne sebep olmuştur. Alman Kralı III. Kontrat ve Fransa Kralı VII. Lui komutasındaki Haçlılar, Danişmentler’den yardım alan I. Mesut ile yaptıkları savaşta büyük bir bozguna uğramıştır. Böylece sefer başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Not-1 : II. Haçlı Seferi’nden sonra Haçlılar daha çok deniz yolunu tercih etmişlerdir.
Not-2 : Haçlılar vasıtasıyla Anadolu’yu geri alamayacağını anlayan Bizans kendi ordularıyla bunu gerçekleştirmek istemişse de başarılı olamamıştır. (1176 Miryokefalon Savaşı)

III. HAÇLI SEFERİ (1189 – 1192) : Selahattin Eeyyubi’nin 1187 – Hıttin Savaşı’yla Kudüs’ü Haçlılar’dan geri alması üzerine İngiltere Kralı Aslan Yürekli Rişar, Fransa Kralı Flip Ogüst ve Alman Kralı Frederik Barbaros’un da katıldığı yeni bir sefer düzenlenmiştir. İngiliz ve Fransızlar deniz yoluyla Kudüs önlerine gelmiş, Almanlar ise Anadolu’dan geçmek istemiş, II. Kılıçarslan’ın çocukları arasındaki taht kavgalarından faydalanarak ve antlaşmaya uymayarak Konya’yı yağmalamışlarsa da krallarının ölümüyle orduları dağılmıştır.Selahattin Eyyubi ile uzun süre mücadele eden Haçlılar başarılı olamayarak geri dönmüşlerdir.


IV. HAÇLI SEFERİ (1200 - 1204) : Eyyubiler’in Filistin sahil şeridini haçlılardan temizlemesi üzerine IV. Haçlı seferi düzenlenmiştir. İstanbul’da karışıklık çıktığını öğrenen haçlılar yollarını değiştirerek İstanbul’u ele geçirmişler ve bir Latin Krallığı kurmuşlardır. İznik ve Trabzon’da da Rum İmparatorlukları kurulmuştur.

 

HAÇLI SEFERLERİNİN SONUÇLARI
 *Kiliseye ve din adamlarına duyulan güven azalmıştır.
 *Derebeylik rejimi sarsılmıştır.
 *Skolastik düşünce zayıflamaya başlamıştır.
 *Akdeniz limanları (Venedik ve Ceneviz, Marsilya gibi) ve Akdeniz ticareti önem kazanmıştır.
 *Venedik ve Ceneviz gibi İtalyan şehir devletleri Akdeniz ticaretini ele geçirerek,  zenginleşmişlerdir.
 *İslam dünyasındaki (doğudaki) teknik buluşlar (kağıt, matbaa, pusula, barut, dokuma, cam, deri işleme v.b.) Avrupa’ya taşınmış, Avrupa’da kültür hayatı canlanmıştır.

 *Bazı Müslüman alimlerin eserleri (İbn-i Sina, Farabi) ve antikide eserleri Avrupa’ya taşınmıştır.
 *Anadolu, Suriye, Filistin, İstanbul gibi bölgeler harap olmuştur.
 *Türklerin İslam dünyası içinde değeri artmıştır.
 *Türkler ileri harekatı kesintiye uğramıştır.
 *Köylüler bazı haklar elde etmiştir.
 *Avrupalılar İslam medeniyetini yakından tanımışlar, önyargıları yıkılmıştır.

Haçlı Seferleri’nden etkilenen devletler : Anadolu Selçuklu Devleti, Büyük Selçuklu Devleti, Eyyubiler, Zengiler, Danişmentliler, Memlukler, Fatımiler, Bizans

 

MAGNA CARTA (BÜYÜK ŞART 1215)
Aslan Yürekli Rişar’ın kardeşi Yurtsuz Jan İngiltere Kralı olunca soyluların baskısıyla karşılaşmıştır. Bu baskı neticesinde Magna Karta’yı (büyük şart) imzalamak zorunda kalmıştır. İngiltere’de parlamentonun kurulmasına zemin hazırlamıştır.


Not-1 : Avrupa’da demokrasi çalışmalarının başlangıcıdır.
Not-2 : İlk kez hükümdarın yetkilerinin sınırlandırılması açısından Sened-i İttifak’a kanun üstünlüğünün kabul edilmesi açısından Tanzimat Fermanı’na benzer.

 

YÜZYIL SAVAŞLARI (1337-1453)
İngiltere kralının Fransız tahtına göz dikmesi sonucu başlayan mücadeleler yaklaşık 100 yıl devam ettiği için bu adı almıştır. 1346 Kresy Savaşı’nda İngilizler, Fransa’nın önemli bir bölümünü ele geçirmişlerse de sonradan, Jan Dark’ın da etkisiyle, Fransızlar’ın toparlanması üzerine mağlup olmuşlardır.

Sonuçları :

 *Fransa galip gelerek topraklarını İngiliz işgalinden kurtarmıştır.
 *Avrupa’da bir ülkenin sömürge altına alınamayacağı anlaşılmıştır.
 *Top ilk kez 1346 Kresy Savaşı’nda İngilizler tarafından kullanılmıştır.
 *Fransa’da milli duyguların gelişmesine sebep olmuştur.
 *İki büyük Avrupa ülkesinin mücadeleleri Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda daha rahat ilerlemesine ve Fetret devrinde saldırıya uğramamasına sebep olmuştur.

 *İngiltere’de Çifte Gül adı verilen iç savaşlara neden olmuştur. (1455-1485)

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/2|

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ

25/2/2009 | Kategori: Tarih |

İslamiyet'ten Önce Orta Asya'da Kurulan Türk Devletleri

 

Türkler'in İlk Ana Yurdu

Türkler'in ilk ana yurdu Orat Asya'da; Batı'da Hazar Denizi'nden Doğu'da Kingan Dağları'na, Kuzey'de Altay Dağları'ndan Güney'de Hindukuş ve Karanlık Dağları'na kadar uzanan bölgedir.

Bu bölge, coğrafi yapısı ve iklim şartlarının da elverişli olması nedeniyle Türkler tarafından Ana Yurt olarak tercih edilmiştir.

Göçebe kültürünün sonucunda şu durumlar ortaya çıkmıştır.

*Merkezi yapı güçlenememiş,

*Teşkilatçı özellik gelişememiş,

*Mimari ve şehircilik ortaya çıkmamış,

*Ekonomi, hayvancılığa dayalı kalmış,

*Askeri yapıysa gelişmiştir.

 

 

Türkler'in Orta Asya'dan Göç Etmenlerinin Nedenleri :

*Topraklarının tarıma elverişsiz olması,

*Hayvanlar için otlakların yetersiz olması,

*İklim koşullarının değişmesi nedeniyle kuraklık ve şiddetli kış yaşanması,

*Türk boyları ve yabancı kavimlerle yapılan mücadelelerdir.

 

 

Asya Hun (Büyük Hun) Devleti

Merkez Ötügen olmak üzere Orhun ve Selenga nehirleri çevresinde kuruldu.

Tarihte bilinen ilk Türk devletidir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Teoman'dır.

Çinlilere karşı seferler yaptılar, Çinliler de bu seferleri durdurmak için Çin Seddi'ni yapmak zorunda kalmışlardır.

Teoman'ın oğlu Meta Han döneminde; diğer Türk devletlerine de örnek olacak "onluk sistem"e dayalı ilk düzenli Türk ordusu kuruldu.

Asya Hun Devleti'nin Yıkılışı

Mete Han'ın ölümünden sonra oğulları ülkeyi iyi yönetemediler.

Çin entrikaları ve bu devletle yapılan savaşlar ülkeyi zayıflattı.

İpek Yolu'nun Çin kontolüne geçmesi nedeniyle Hun ekonomisi bozuldu.

Artan Çin baskısı nedeniyle ülke iyice zayıflayarak Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı.

 

 

Kavimler Göçü :

Çin baskısından kaçan Kuzey Hunları, M.S. 375'de Batı'ya göç etmeye başladılar. Hun göçleri sonunda Karadeniz'in Kuzeyi'ndeki Germen kavimleri Batı'ya göç etti. Doğu Germen kavimlerinin göçü sonucunda , Roma İmparatorluğu, M.S. 395 tarihinde, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.

UYARI : Avrupa'ya ve Anadolu'ya ilk Türk akını bu dönemde düzenlenmiştir. Bu akınlar Anadolu'ya yerleşme ve yurt edinme amacı taşımamaktadır.

 

 

Avrupa Hun Devleti

M.S. 400'lerde başkent Etzelburg olmak üzere Avrupa Hun Devleti kuruldu. Bu sırada Hun hükümdarı Balamir'di.

Avrupa Hunları'nın en ünlü hükümdarı Attila'dır.

Attila, 447 yılında büyük bir ordu ile Doğu Roma (Bizans) üzerine yürüdü ve onları vergiye bağladı.

451 yılında Batı Roma İmparatorluğu üzerine ve 452 yılında da İtalya üzerien iki büyük sefer yaptı.

 

 

Göktürk Devleti

552'de Avarlar'a karşı isyan ederek, Bumin Kağan önderliğinde Ötügen merkez olmak üzere kuruldu.

Tarihte Türk ismini devlet isimlerinde kullanan ilk topluluktur.

Bumin Kağan'ın yerine geçen Mukan Kağan zamanında devlet en parlak dönemini yaşadı.

İstemi Yabgu döneminde Bizans ile Sasani Devleti'ne karşı büyük mücadeleler yapıldı.

Göktürk Devleti, Çin entrikaları sonucu, 582 yılında Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldı.

UYARI : Bu dönemde İpek Yolu, Göktürk, Sasani ve Bizans Devletleri'ni karşı karşıya getirmiştir. İlk Türk-Bizans ittifakı Sasaniler'e karşı bu dönemde olmuştur (571). Hedef doğu-batı ticaretini ele geçirmektir.

 

 

II. Göktürk (Kutluk) Devleti

682 yılında Kutluk Kağan önderliğinde kuruldu.

Ünlü hükümdarları Bilge Kağan döneminde,Kardeşi Kültigin ve vezirleri Tonyukuk ile birlikte, en parlak dönemlerini yaşadılar.

Bilge Kağan'ın ölümünden sonra zayıflayarak Basmil, Karluk ve Uygurlar'ın isyanı sonucu yıkıldılar.

UYARI : Türk tarihinin ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynağı olarak kabul edilen Orhun yazıtları bu dönemde yazılmıştır. Bu yazıtlarda Göktürk Tarihi ve Türk Uygarlığı hakkında önemli bilgiler verilmektedir.

 

 

Uygur Devleti

Yerleşik yaşamı benimseyen ilk Türk topluluğudur.

Budizm ve Maniheizm'i benimsediler.

Çin'den sonra matbaayı geliştirerek ikinci kez kullanılan ve hareketli harfleri icat ettiler.

840 yılında Kırgız Türkleri tarafından yıkıldılar.

UYARI : Budizm ve Maniheizm Uygurların hem mimari alanında hem de savaşçı özelliklerini kaybetmelerinde etkili olmuştur.

Kırgızlar, Uygurları yıkarak Türk yurdunun Moğollar'ın eline geçmesine neden olmuşlardır. Bu yüzden Türk tarihinde olumsuz anılmışlardır.

 

 

Avarlar

En ünlü hükümdarları Bayan Kağan döneminde Doğu Roam İmparatorluğu üzerien bir çok sefer yaptılar.

Sasanilerle birleşerek ilk defa İstanbul'u kuşattılar fakat ele geçiremediler.

Hristiyanlığı kabul eden Türk topluluklarındandırlar.

istanbul'u ikinci defa kuşattılar fakat bundaki başarısızlıkları zayıflamalarına sebep oldu ve 805 yılında Franklar'ın saldırısı sonucunda yıkıldılar.

UYARI : İslamiyet'i kabul eden boylar bugünkü Kazan Türklerinin temelini oluşturur.

 

 

Bulgarlar

Orta Asya'dan ve Oğuzlar'dan koparak Batı'ya göç eden kabilelerin birleşmesiyle oluştular.

Bir kısım Bulgar Türkleri Volga Nehri çevresine gelerek İdil (Volga) Bulgar Devleti'ni kurdular. Bu devlet 1236 yılında Altın Ordu Devleti tarafından yıkıldı.

Türk boylarına gelen diğer Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devleti'ni kurdular. Tuna Bulgarları zamanla Slavlaşarak ve IX. yüzyılda da Hristiyanlığı kabul ederek tarih sahnesinden silindiler.

 

 

Hazarlar

Hazar Türkleri tarafından Karadeniz'in kuzeyi ile Kafkaysa arasında kuruldu.

Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanında İslam ordusu ile mücadele ettiler.

Hazar Türkleri, Museviliği kabul eden ilk Türk topluluğu olduklarından İslamiyet'in Avrupa'da yayılmamasında etkili oldular.

UYARI : Museviliği daha çok merkez yönetiminde bulunanlar kabul etmişlerdir. Halk arasında ise daha çok Hristiyanlık, Müslümanlık ve Şamanizm görülür.

 

 

Macarlar

Macar boyları Peçenek baskısı sonunda bugünkü Macaristan'a yerleştiler.

Avrupa'nın batısına ve güneyine akınlar yaptılar.

995 yılında Germen Kralı'nın karşı akını sonucunda büyük yenilgi aldılar.

Bu tarihten itibaren yavaş yavaş Hristiyanlaşarak kültürel özelliklerini kaybettiler.

UYARI : Macarlar, Hristiyanlığın Katolik mezhebini benimseyen tek Türk boyudur. Dinlerindeki değişim devlet yapılarına yansımış, boylar birliğine dayalı siyasi yapıdan, krallık sistemine dayalı bir yapıya geçmişlerdir.

macarlar aynı zamanda, Germenlerin Balkanlara inmesi ve Balkanlardaki Slavlarla kuzeydeki Slavların birleşmesini engellemişlerdir.

 

 

Peçenekler

Göktürk ve Uygur hakimiyetinde yaşadıktan sonra, X. yüzyılda Batı'ya göç ettiler. Macar ve Rus tarihinde etkili oldular.

XI. yüzyılda Hristiyanlığı kabul ettiler.

Malazgirt Savaşı'nda Oğuzlarla birlikte Bizans ordusuda yer aldılar.

1091 'de Kıpçaklarla yaptıkları bir savaşta yenildiler ve giderek dağıldılar.

UYARI: Peçenekler, Bizans ordusunda ücretli asker olarak görev almıştır. Bizans, Peçenekler'in bazılarını da Anadolu'ya yerleştirmiştir.

 

 

Kıpçaklar (Kumanlar)

Kıpçaklar, XI. yüzyılın başlarında Moğollar'ın baskısıyla Orta Asya'dan göç ederek Doğu Avrupa'ya geldiler.

Ruslarla büyük mücadeleler sonucunda Ruslar'ın Karadeniz'e inmelerini engellediler.

Zamanla ortadan kalktılar.

UYARI : Kıpçakların Seyhun Irmağı boylarında Oğuzlarla yaptıkları savaşlar, Dede Korkut Hikayeleri'ne konu olmuştur.

 

 

Oğuzlar

Oğuzlar başta Selçuklu ve Osmanlı olmak üzere daha bir çok Türk devletinin kurucuları olarak bilinirler.

Göktürk Devleti yıkıldıktan sonra Uygurların hakimiyeti altına girdiler.

Uygurların yıkılmasından sonra başkent Yenikent olmak üzere devlet kurdular.

Malazgirt Savaşı'nda, Bizans ordusunda yer aldılar.

UYARI : Oğuzların tarihte büyük devletlerin kuruluşunda etkili olmaları Türk toplulukları içinde en önemli boy kabul edilmelerine neden olmuştur. Türk toplulukları içinde İslamiyet'i kabul eden Oğuzlara "Türkmen" denilmiştir.

Uzların bir kısmı Hristiyanlığı kabul ederek Hristiyanlaşmışlar, Kafkasya'nın güneyine inen diğer bir kısmı ise İslamiyet'i kabul ederek Müslümanlaşmışlardır.

 

 

Türgeş Devleti

I. ve II. Göktürk Devletleri hakimiyetinde yaşadıktan sonra VII. yüzyılda Balasagun merkez olmak üzere devletlerini kurdular.

Sulu Kağan önderliğinde Emevilerle uzun yıllar mücadele ettiler.

Yerleşik yaşamı benimsediler ve tarihte parayı kullanan ilk Türk topluluğu oldular.

766 yılında Karluklar tarafından hakimiyetlerine son verildi.

UYARI: İslamiyet'in Orta Asya'da yayılmasını bir süre engellemişler böylece Orta Asya Türkleri'nin Araplaşmasını önlemişlerdir.

 

 

Karluklar

VI. yüzyılda Doğu Göktürk Devleti'ne bağlı olarak, Altay Dağları'nın batısında Kara İrtiş Nehri boylarında yaşadılar.

Talas Savaşı'nde Müslümanlar'ın tarafını tutarak Orat Asya'nın Çinlileşmemesinde önemli rol oynadılar.

Talas Savaşı'ndan sonra İslamiyet'i kabul ederek Müslüman olan ilk Türk boylarından biri oldular.

 

 

Sabirler

Ural Dağları'nın Güneyineve Kuzey Kafkasya'ya yerleştiler.

VI. yüzyıldan itibaren Doğu Avrupa'ya kadar inerek bu bölgedeki Bizans ve Sasani Devleti ile mücadele ettiler.

557 yılında Avarlarla yaptıkları savaşta yenilip, bu tarihten itibaren gittikçe zayıflayarak tarih sahnesinden silindiler.

Sibirya bölgesi, Sibirlerin bu bölgede yaşamalarından dolayı bu adı almıştır.

 

İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Uygarlık

 

Devlet Yönetimi

Uygurlar dışında bütün Türk Devletleri göçebe devlet şeklinde yaşamışlardır.

Aileler obaları, obalar boyları, boylar ise budunları meydana getirirdi.

Devlet, hanedanın ortak malı kabul edilirdi.

Hakanın yetkileri "Kurultay" denilen danışma meclisi ile sınırlandırılmıştı.

UYARI : Bu durum Türk devletlerinde taht mücadelelerine sebep olmuştur. Bu yüzden Türk devletleri çok kısa sürelerde yıkılmıştır. Devlet kuzey-güney, doğu-batı, sağ-sol olmak üzere ikiye ayrılırdı. Sağı hükümdarlar yönetirdi. Senede iki kez toplanan Kurultay adı verilen bir meclis vardır. Boy beylerinden oluşurdu. Önemli kararlar alınırdı.

Kurultay, Türklerde askeri yapıda demokrasinin olduğunu gösterir.

 

 

Hukuk

İslamiyet öncesinde kurulan Türk devletlerinde yazılı hukuk kurallarına rastlanmaz.

Genelde, sosyal hayatı düzenleyen sözlü hukuk kuralları yani töreler baskındır.

Devlet yapısında töreyi uygulayan adalet teşkilatının başı hükümdardır.

Töre hükümleri ile çok ağır cezalar verildiği görülmüştür.

 

 

Ordu

İlk Türk devletlerinde kadın-erkek her Türk asker sayılırdı.

İlk düzenli Türk ordusu Asya Hun İmparatoru Mete Han tarafından kuruldu.

Ordunun başında başbuğ denilen başkomutan bulunurdu.

Türkler savaşlarda en çok sahte ricat denilen geri çekilme taktiğini uygulayarak başarılı oldular.

UYARI : Mete Han tarafından kurulan ordu, Türk Kara Kuvvetleri'nin temeli olarak kabul edilmiş ve Çin, Moğol, İran, Bizans ve Roma'yı da etkilemiştir.

 

 

Din 

Tek bir tanrının varlığına inanılmış, Tanrı'ya "tengri" adı verilmişti.

Bu tanrı Gök tanrı olarak da bilinmekteydi.

Doğa da bir takım gizli güçlere inanılırdı.

Şamanizm yani iyi ruh ile kötü ruhun varlığına inanılan bir inançta yaygındı.

Öldükten sonra yaşama inanç vardı.

UYARI : İslamiyet öncesi Türklerde görülen tek Tanrı inancı, İslamiyet'in kabul edilmesinde etkili olmuştur. Bu Türklerde öldükten sonra yaşama inanılır, mezarlara Balbal'lar dikilirdi. (Balbal, öldürülen düşman sayısı kadar dikilirdi.)

 

 

Ekonomik Hayat

Bozkır kültürünün bir sonucu olarak göçebe ve yarı göçebe bir hayat sürmüşlerdir.

Göçebe hayatın bir sonucu olarak hayvancılık zorunlu geçim kaynağı olmuştur.

Bununla birlikte balıkçılık, tarım ve yağmacılık da ekonomik hayatta önemli yer almıştır.

 

 

Dil ve Edebiyat

Türklerde görülen en eski dil Göktürkçe ve alfabe olarak da Göktürk alfabesidir.

VII. yüzyılda Göktürkler tarafından Göktürk alfabesi ile yazılan Orhun kitabeleri bilinen en eski Türk yazıtları olarak kabul edilir.

Uygurlar da Uygur alfabesini kullanmışlar ayrıca hareketli harfleri bulmuş ve matbaayı kullanmışlardır.

 

Bilim ve Sanat

Oniki hayvanlı Türk takvimini meydana getirmişlerdir.

Bilim adamlarından meydana gelen ve Keneş Meclisi adı verilen bir meclisi meydana getirmişlerdir.

Göçebe hayat sürdükleri için taşınabilir sanat eserleri olarak kemer, kılıç, at koşumu gibi el sanatları ile uğraşmışlardır.

Uygurlar döneminde Maniheist mabetler yapılmış, mezar anıtları ve saray yapılarına da rastlanmıştır.

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/2|