Enerji Kaynakları

TÜRKİYE’DEKİ ENERJİ KAYNAKLARI

Türkiye’de nüfusun ve sanayileşme faaliyetlerinin artmasının bir sonucu olarak her geçen gün enerji ihtiyacı artmaktadır.
Ülkemiz enerji kaynakları potansiyeli bakımından zengindir. Ancak bu kaynaklardan yararlanma verimliliği düşüktür.
Örneğin , hidroelektrik potansiyelimizin % 30 ‘unu kullanmaktayız. Zengin linyit yataklarımızdan yararlanma oranımız %40’lardadır.
Enerji üretiminde kullanılan petrol ve doğalgaz bakımından ülkemizin potansiyeli yetersizdir. Bu nedenle bu kaynakların büyük bir kısmı ithal edilmektedir. Bu durum da ekonomiye büyük yük olmaktadır
LİNYİT
Türkiye genelde üçüncü jeolojik devirde oluştuğundan linyit en zengin enerji kaynaklarımızdan biridir.
Türkiye'nin hemen her bölgesinde linyit yataklarına rastlanmaktadır. Taşkömürüne göre kalorisi daha azdır. Ancak yaygın olduğundan enerji ihtiyacımızın en önemli kısmını karşılamaktadır.
Ülkemizin toplam linyit rezervleri 8.4 milyar tondur.
Linyit madenciliğinin ekonomiye katkısı esas itibariyle enerji üretimi alanında olmaktadır.
Linyitin en fazla çıkarıldığı bölgemiz Ege’dir. En kaliteli linyitler Ege Bölgesi’nde çıkarılmaktadır.

LİNYİT yataklarının en önemlilerini

Afşin-Elbistan (K. Maraş),Tavşanlı, Seyitömer (Kütahya),Soma (Manisa),Yatağan (Muğla),Saray (Tekirdağ),
Aşkale (Erzurum),Beypazarı (Ankara),Aydın,Amasya ,YozgatKangal (Sivas) havzaları oluşturmaktadır.
Linyitten elektrik enerjisi elde eden termik santrallerimiz, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Afşin - Elbistan, Çayırhan,Yatağan ve Orhaneli termik santralleridir.

 

TAŞ KÖMÜRÜ
Birinci jeolojik zamanda oluşmuş organik tortul kayaçlardandır. Ülkemiz ise, genelde üçüncü zamanda karalaştığından dolayı, taşkömürü yatakları bakımından fazla zengin sayılmaz.
Taşkömürü rezervi 1.1 milyar tondur. Bunun yaklaşık %82'si kok kömürü elde edilebilecek  özelliktedir.
Ülkemizde yıllık ortalama 2.5 milyon tondan fazla taşkömürü üretilmektedir.
Bu rezervin tamamı Batı Karadeniz Bölümü’ndedir. Taş kömürü bu bölümde Zonguldak-Ereğli havzasından çıkarılır.
Taşkömürü daha çok Demir - çelik sanayisinde enerji kaynağı olarak tüketildiğinden, Karabük ve Ereğli demir - çelik fabrikaları buraya kurulmuştur. Ayrıca Çatalağzı (Zonguldak) Termik Santrali’nde de taşkömürü kullanılmaktadır.
Taşkömürü üretimimiz ihtiyacımızı karşılamaz. Bu nedenle ithal edilmektedir.

 

PETROL
Günümüzün en önemli enerji kaynaklarından biri petroldür. Petrol ulaşım araçlarında yakıt olarak ve plastik, gübre, boya gibi çok değişik sanayilerde kullanılır. 
Türkiye'de ilk defa 1940 yılında Güneydoğu Anadolu'da Raman Dağı eteklerinde bulunmuştur.
Türkiye yılda 25 milyon ton ham petrol tüketmekte , bunun %89 ‘unu ithal etmektedir.
Türkiye’de mevcut petrol rezervlerini işletmeye yönelik çalışmalar oldukça yetersizdir. Bu durum üzerinde en önemli faktör arazi yapısının elverişsizliğidir.
Ülkemizdeki petrol üretiminin  tamamına yakını G.Doğu Anadolu Bölgesi’nden karşılanır.
Ülkemizde çıkarılan ve ithal edilen petrol, Orta Anadolu (Kırıkkale), Aliağa (İzmir), Ataş (Mersin), İpraş (İzmit) ve Batman rafinerilerinde işlenmektedir.
DOĞAL GAZ
Petrolün gaz haline dönüşmüş bir biçimi olan doğal gaz petrol yatakları çevresinden çıkarılır. Fosil yakıtlar içinde çevreye zararı en az olanıdır.
Ülkemiz, doğal gaz yatakları bakımından zengin değildir. Ülkemizdeki başlıca doğal gaz üretim  bölgeleri Hayrabolu (Tekirdağ), Hamitabat (Kırklareli), ve Çamurlu (Mardin)’dur.
Doğalgaz ihtiyacımızın önemli bir kısmı, Rusya Federasyonu’ndan (%66)  ithal edilmektedir. Ayrıca Cezayir, Nijerya ve İran doğal gaz ithal ettiğimiz diğer ülkelerdir.
Ülkemizde doğal gazın büyük bir kısmı (%67) elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Doğal gaz ile çalışan santrallerimiz; Hamitabat (Kırklareli), Ambarlı (İstanbul) , Ovaakça (Bursa)’ dır.
SU GÜCÜ
Barajlardaki suyun, elektrik üreten santralleri çalıştırması ile oluşan enerjiye hidroelektrik enerjisi denir.
Türkiye’nin tesbit edilen hidroelektrik potansiyeli 130 milyar kwh’dir (2006 yılı). Ülkemiz bu potansiyelle Avrupa’da Rusya ve Norveç’ten sonra üçüncü sırada gelir.
Keban, Karakaya, Atatürk, Hirfanlı, Seyhan, Kemer ve Demirköprü gibi birçok baraj elektrik ihtiyacımızı karşılamaktadır.
Dışarıya akıntısı olan bazı göllerimiz, tabii baraj özelliğindedir. Bunlardan elektrik üretilir. Başlıcaları, Hazar, Çıldır, Tortum ve Kovada gölleridir.
Hidroelektrik potansiyeli en fazla olan bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesi iken en az potansiyele sahip bölgemiz Marmara Bölgesi’dir.
Ülkemizdeki mevcut elektrik enerjisi üretimimizin %25’i hidroelektrik santrallerden karşılanmaktadır.
Hidroelektrik enerji üretimi iklimden etkilenir.
RÜZGAR GÜCÜ
Rüzgar gücü yenilenebilir enerji kaynaklarındandır. Çevreyi kirletmez. Bu özellikleriyle alternatif enerji kaynaklarındandır.
Türkiye’de ekonomik rüzgar gücünün 20 bin MW kadar olduğu tahmin edilmektedir.
Ülkemizde özellikle Doğu Akdeniz, Marmara ve Ege Bölgesi'nde birçok yerde yeterli rüzgar potansiyeli olabileceği bilinmektedir.
Ülkemizdeki rüzgar potansiyelinin belirlenmesi yönündeki en önemli çalışma,        Rüzgar Atlası”nın hazırlanması çalışmasıdır.
En büyük rüzgar potansiyeline sahip bölgemiz Marmara Bölgesi'dir. İlk rüzgar santralimiz 1998 yılında Çeşme (İzmir)’de kurulmuştur.
JEOTERMAL ENERJİ

 

Jeotermal enerji, yer altındaki sıcak sulardan ya da su buharından elde edilir. Yenilebilir enerji kaynaklarındandır.

Ülkemiz yakın bir jeolojik devirde oluştuğundan ve genç kıvrım dağları kuşağında bulunduğundan zengin bir jeotermal potansiyeline sahiptir.
Türkiye; jeotermal potansiyeli bakımından, Avrupa'nın 1'nci, Dünyanın 7'nci, ülkesi konumundadır.
Potansiyel oluşturan alanlar Batı Anadolu'da yoğunlaşmıştır.
Jeotermal enerji kaynaklarından elektrik üretiminde yararlanılabilir.
150-200 ºC sıcaklıklardaki su buharı sondajlarla yeryüzüne çıkarılarak elektrik enerjisi elde edilir.
Ülkemizdeki ilk jeotermal santral 1984 yılında Sarayköy (Denizli)’de kurulmuştur.
Jeotermal enerji kaynakları sıcaklıklarına bağlı olarak
Isıtmada (konut, sera, termal tesis ısıtması) kullanılır.
termal turizm-tedavi ve kültür balıkçılığında kullanılmaktadır.

 

GÜNEŞ  ENERJİSİ
Tükenmeyen enerji kaynakları içinde en önemlisidir. Türkiye orta kuşağın güneyinde Akdeniz iklim bölgesinde yer aldığından bir çok bölgemizde yıl içinde güneşli gün sayısı ve güneşlenme süresi yeterli düzeydedir.

Yıl içinde güneşlenme süresi en yüksek bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken güneşlenme süresi en az olan bölgemiz Karadeniz Bölgesi’dir.
Güneş Kollektörleri güneş enerjisini ısı enerjisine dönüştüren sıcak su üretme sistemleridir.
Ülkemizde güneş enerjisinden en çok su ısıtmada faydalanılır.
Güneş enerjisi son zamanlarda arabaların çalışmalarında , evlerde yemek pişirmede yararlanılan teknolojilerde de kullanılmaktadır.
NÜKLEER  ENERJİ

Uranyum ve toryum gibi ağır radyoaktif atom çekirdeklerinin parçalanması sonucunda büyük bir enerji açığa çıkmaktadır.
Ağır atom çekirdeklerinin nötronlarla bombardımanı sonucunda bu çekirdeklerin parçalanması sağlanabilir; bu tepkimeye "fisyon" adı verilmektedir.
Fisyon tepkimeleri ile elde edilen enerjiye "çekirdek enerjisi" veya "nükleer enerji" adı verilmektedir.
Nükleer reaktörler nükleer enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerdir.
Ülkemizde stratejik madenler grubunda yer alan uranyum ve toryum minerallerinin rezervlerinin tesbit edilmesi çalışmaları devlet tarafından sürdürülmektedir

 

BİYOKÜTLE  ENERJİSİ
Bitkilerden veya biyolojik her türlü atıktan elde edilebilecek olan enerjiye genel olarak biyoenerji denilmektedir.
Bitkisel organizmalar biyokütle olarak adlandırılır. Biyokütle enerjisi biyokütlenin yakılması ile elde edilen enerjidir. Çevre dostu bir enerji kaynağıdır.

Biyokütle  enerjisinin elde edildiği başlıca kaynaklar;

bitkisel atıklar (dal, sap, saman, kabuk, kök),
yağlı tohum bitkileri (Kanola ,ayçiçeği, soya),
karbonhidratlı bitkiler (patates, buğday, mısır,pancar),
protein bitkileri (baklagiller),
elyaf bitkileri (keten-kenevir),
evsel atıklar,
odun, sanayi atıkları  ve hayvansal atıklardır.
BİYOGAZ   ENERJİSİ
BİYOGAZ; organik kökenli atık ve artıkların oksijensiz ortamda fermantasyonu sonucu ortaya çıkan renksiz - kokusuz, havadan hafif, parlak mavi bir alevle yanan bir gaz karışımdır.
Bileşiminde organik maddelerin bileşimine bağlı olarak yaklaşık;      % 40-70 metan, % 30-60 karbondioksit, % 0-3 hidrojen sülfür ile çok az miktarda azot ve hidrojen bulunur.
BİYOGAZ ÜRETİMİNİN YARARLARI
Ucuz - çevre dostu bir enerji ve gübre kaynağıdır.
Atık geri kazanımı sağlar.
Biyogaz üretimi sonucunda hayvan gübresinde bulunabilecek yabancı ot tohumları çimlenme özelliğini kaybeder.
Biyogaz üretimi sonucunda hayvan gübresinin kokusu hissedilmeyecek ölçüde yok olmaktadır.
Hayvan gübrelerinden kaynaklanan insan sağlığını ve yeraltı sularını tehdit eden hastalık etmenlerinin büyük oranda etkinliğinin kaybolmasını sağlamaktadır.
Biyogaz üretiminden sonra atıklar yok olmamakta üstelik çok daha değerli bir organik gübre haline dönüşmektedir.

BİYODİZEL

Biyodizel, yağlı tohum bitkilerinden (kanola, ayçiçek, soya) elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizatör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir üründür.
Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılabilir.
Ülkemizde de biyodizel çok soğuk bölgelerimizin dışında dizelin kullanıldığı her alanda kullanılabilecek bir yakıttır.
Biyodizel ulaştırma sektöründe dizel yakıtı yerine kullanıldığı gibi konut ve sanayi sektörlerinde de fuel-oil yerine kullanılabilecek bir yakıttır.

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/3|

TARIM

TARIM

İnsanların  toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine  tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin  % 36 ‘sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak,  % 26 ‘sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı   daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları

1.      Marmara Bölgesi: %30

2.      İç Anadolu Bölgesi: %27

3.      Ege Bölgesi: %24

4.      G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20

5.      Akdeniz Bölgesi: %18

6.      Karadeniz Bölgesi: %16

7.      Doğu Anadolu Bölgesi: %10  

TÜRKİYE TARIMINDA VERİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.  Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur.  Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki  baraj  sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır.  Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz  Akdeniz, en şanssız bölgemiz  Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince  gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.  

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri  ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir.  

Sebepleri:  

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin  meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden   satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.)  Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli   artar.  

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

 

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım metodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye'de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın  su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya'da; çay, kahve ve muz, Seylan (Sri Lanka)'da; çay , Malezya'da; kauçuk gibi.

TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1. İKLİM: Her tarım ürününün kendine has iklim isteği vardır.

-Yağış miktarı: Yılda 10 cm’lik yağış tarımsal faaliyetlerin alt sınırıdır. Bazı tarım ürünleri için yağış miktarı fazla olmalıdır.

- Yağış rejimi: Her ürün farklı rejime ayak uydurur.Pamuk, buğday, arpa gibi tarım ürünleri yaz kuraklığı isterken, çay, fındık gibi tarım ürünleri her mevsim yağış ister.

- Sıcaklık: Her bitkinin hayatını devam ettirebilmesi ve olgunlaşabilmesi için belirli bir sıcaklık isteği vardır.Zeytin, incir, turunçgiller, muz,fındık  gibi ürünler kış sıcaklığı isterken, elma, üzüm gibi ürünler soğuğa dayanabilir.

2.YÜKSELTİ: Bazı tarım ürünleri belirli bir yükseltiden sonra yetiştirilemez. Sebebi yükselti sebebiyle sıcaklığın azalmasıdır. Ayrıca aynı tarım ürününün yüksek yer ve bölgelerdeki hasat dönemi daha uzundur.

3. TOPRAK: Topraktaki humus, kireç ve minerallerin oranları tarımsal verimi etkiler. Örneğin çay çok yıkanmış, kireçsiz toprakları sever. Yumrulu bitkiler ise kumlu topraklarda daha iyi gelişir.

TARIM ÜRÜNLERİ

BUĞDAY

İlk yetişme döneminde (ilkbaharda) yağış ister. Olgunlaşma ve hasat döneminde kuraklık gerekir.Bu özelliğinden dolayı Karadeniz kıyılarında tarımı yapılamaz. Ayrıca düşük sıcaklılardan dolayı Doğu  Anadolu Bölgesinin yüksek yerlerinde tarımı yapılamaz. Bunların dışında bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir.

Buğday üretimi iklimdeki karasızlıktan dolayı bazı yıllar artarken, bazı yıllar düşer. Üretimin en fazla olduğu bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir.  İl olarak en fazla Konya,Ankara ve Adana’dır.

ARPA

 Soğuğa ve sıcağa dayanıklıdır. Bundan dolayı buğdayın yetişebildiği her yerde yetişir. Ayrıca düşük sıcaklıktan dolayı buğdayın yetişemediği Doğu Anadolu’nun yüksek yerlerinde de tarımı yapılabilir. Üretim en fazla İç Anadolu Bölgesinde gerçekleşir.

ÇAVDAR

Serin yayla iklimi ister. Fazla sıcaktan zarar görür.Genellikle besin maddesi ve hayvan yemi olarak kullanılır. En fazla tarımı İç Anadolu Bölgesinde gelişmiştir.

MISIR

Yetişme döneminde bol su ister. Bundan dolayı yurdumuzda sulama imkanı olan bütün her yerde tarımı yapılabilir. Yağ elde edilmeye başlandıktan sonra tarımı Akdeniz Bölgesinde hızla gelişmiştir. Bugün mısır üretimimizin yarısına yakını Akdeniz Bölgesinden elde edilir (Adana çevresi başta gelir). Üretimde 2. bölge Karadeniz Bölgesidir (Buğdayın yerine tarımı yapılmaktadır.) Bölge halkının temel besin maddesi olduğundan ticarette değeri yoktur.

NOHUT

İlk yetişme döneminde yağış ister. Hasat döneminde kuraklık gerekir. Yurdumuz iklim şartları   genelde nohut tarımına elverişlidir. En fazla tarımı İç Anadolu Bölgesinde yapılmaktadır.  Bu bölgemizi Ege ve  Akdeniz Bölgeleri takip etmektedir.

MERCİMEK

Kuraklığa dayanıklı olduğu için en fazla tarımı G. Doğu Anadolu Bölgesinde gelişmiştir. Mercimek üretimimizin yarıdan fazlası bu bölgeden karşılanır (kırmızı mercimek). Üretimde ikinci bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir(yeşil mercimek).  

FASULYE

Yurdumuzda sulama imkanı olan her yerde tarımı yapılabilir. Üretimde en büyük paya sahip bölgemiz İç Anadolu'dur.

TÜTÜN

Kıraç arazilerde yetişebilir. İlk yetişme döneminde su ister. Daha sonra mutlaka kuraklık olmalı. Bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir. Ancak kaliteli tütün yetiştirilmesi amacıyla ekim alanları devlet tarafından sınırlandırılmıştır.

Üretimde 1. Ege Bölgesi'dir ( Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli ve Uşak çevresi).

PAMUK

Alüvyal toprakları sever. Ayrıca yüksek sıcaklığa ihtiyaç duyar. Yetişme döneminde bol su, hasat döneminde kuraklık gerekir.

 Üretimde 1.Güneydoğu Anadolu Bölgesidir(En fazla Ş.Urfa Çevresi). Gap ile birlikte tarımı hızla gelişmektedir. 2.Ege Bölgesi (kıyıdaki bütün çöküntü ovalarında), 3.Akdeniz Bölgesi (başta Adana olmak üzere Hatay, İçel, Antalya Çevresi),    Ayrıca  Marmara Bölgesinde Balıkesir, Bursa ve Çanakkale çevresi ile  Doğu Anadolu Bölgesinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda tarımı yapılır(Elazığ ve Iğdır çevresi).

ŞEKER PANCARI 

Yurdumuzda tarımı 1925 yılında Uşak’ta başlamıştır (ilk fabrika Uşak’ta 1926 yılında kuruldu). Bugün fabrikaların kurulduğu her yerde tarımı yapılmaktadır. Belirli iklim ve toprak isteği yoktur. Sulama imkanı olan her yerde tarımı yapılabilir. Üretimde 1. İç Anadolu Bölgesidir.  

**Ş.pancarı tarladan söküldükten sonra  kısa bir süre sonra işlenmesi gerektiğinden  tarımı fabrikalar çevresinde yapılır. Ayrıca pancar küspesi hayvan yemi olarak kullanıldığı için buralarda besi hayvancılığı da gelişmiştir.

***Kıyı bölgelerimizde tarımı yapılmaz. Sebebi buralarda daha fazla gelir getiren ürünlere öncelik verilmesidir.  

ÇAY

Tropikal iklim bitkisidir. Bol ve düzenli yağış ister. Bulutlu gün sayısı fazla olmalıdır. Kışlar ılık geçmelidir. Yurdumuzda en iyi yetişme şartlarını Doğu Karadeniz Bölümünde bulmuştur. Bugün Rize başta olmak üzere Ordu’dan Gürcistan sınırına kadar olan kıyı kesimde tarımı yapılmaktadır. Yurdumuzda çay tarımı Cumhuriyetin ilanından sonra başlamıştır (1924). Çay tarımının tamamı Karadeniz bölgesindedir.  

HAŞHAŞ

Doğu Karadeniz kıyıları hariç bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir. Ancak uyuşturucu elde edildiği için üretimi devlet kontrolündedir. Bugün başta Afyon olmak üzere Kütahya, Uşak, Denizli, Burdur, Isparta, Konya çevresinde tarımı yapılır. Gıda sanayisinde ve tıpta narkoz yapımında kullanılır. Son yıllarda tütün bitkisine alternatif bitki olsun diye Manisa'nın kırsal kesimlerinde (Gördes, Demirci, Kula ,Selendi gibi) haşhaş tarımına müsaade edilmiştir.

 KETEN & KENEVİR

Kenevir lifleri dokuma sanayisinde , ip ve halat yapımında kullanılır. Yurdumuz üretiminin tamamına yakını Karadeniz Bölgesinden karşılanır. Başta Kastamonu olmak üzere Samsun ,Amasya ve Çorum çevresinde tarımı yapılır. Ege Bölgesinde ise Kütahya çevresinde tarımı yapılmaktadır.Kenevirden uyuşturucu elde edildiğinden üretimi devlet kontrolündedir.  

Keten tarımının tamamı Kocaeli çevresindedir.

AYÇİÇEĞİ

İlk yetişme döneminde su , hasat döneminde kuraklık ister. Bundan dolayı Doğu Karadeniz kıyıları hariç bütün bölgelerimizde sulama ile tarımı yapılır. Üretimde birinci olan bölgemiz Marmara Bölgesi (Ergene Bölümü)dir.

ZEYTİN

Akdeniz iklim bitkisidir. Ancak Akdeniz Bölgesinde tarımı fazla gelişmemiştir. Daha fazla gelir getiren ürünlere öncelik tanınmasından dolayı. Bugün üretimde 1. Ege Bölgesi (Kıyı Ege Bölümündeki ova ve kenarlarında- Manisa, Aydın, İzmir, Muğla , Denizli çevresi).   2.Akdeniz Bölgesi (Antalya çevresi en fazla).      

3. Marmara Bölgesi-Güney Marmara kıyıları (en kaliteli sofralık zeytin bu bölgeden Gemlik çevresinden elde edilir).

Ayrıca   Doğu Karadeniz’de Çoruh vadi oluğunda (Artvin) ve G:Doğu Anadolu Bölgesi’nde G.Antep çevresinde tarımı yapılır.

Zeytinin devirli üretim özelliğinden dolayı; üretim bir yıl fazla , bir yıl azdır.

Dünya zeytin üretiminde İtalya , İspanya ve Yunanistan'dan sonra 4. sıradayız.

SOYA FASULYESİ

Tohumlarında %18-24 oranında yağ, %35-45 oranında protein içeren ve toprağa organik madde ve azot sağlayan bir bitki olan soya fasulyesi ülkemizde hem ana ürün hem de ikinci ürün olarak kullanılmaktadır.

Ege , Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sulanır tarım alanlarında 2. ürün olarak ekilmektedir.

Adana başta olmak üzere İçel, Hatay çevresinde tarımı gelişmiştir. Türkiye üretiminin % 92 ‘sini Akdeniz Bölgesi karşılar.

YER FISTIĞI 

Yerfıstığı tohumlarında %45-60 oranında yağ, %20-30 oranında protein , %18 oranında karbonhidrat, vitaminler ve madensel maddeler içeren, özellikle yağ sanayi ve çerez yapımı başta olmak üzere, sapı kuru ot ve kabuğu da çeşitli şekillerde değerlendirilen değerli bir bitkidir.


Yerfıstığının Türkiye'ye ne zaman ve nasıl girdiği kesin olarak bilinmemekle, ilk olarak Trakya ve oradan Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yayıldığı sanılmaktadır. Güney bölgesinde yerfıstığının ilk ekildiği yerin Osmaniye olduğu aktarılmaktadır.

Yerfıstığı baklagil bitkisi olmasından dolayı, havanın serbest azotunu toprağa bağlayarak kendinden sonra gelen bitkiye azot ve organik madde depolayan önemli bir bitkidir.

Ülkemizde yerfıstığı son yıllarda yaklaşık 34.000 ha. alana ekilmekte ve 80.000 ton ürün kaldırılmaktadır. Ortalama 235kg/da ürün alınmaktadır.

Yerfıstığının 32 türü tespit edilmiş, bunların bir kısmı tek yıllık, bir kısmı çok yıllıktır. Yerfıstığı ekimden 7-8 gün sonra çimlenmekte, 40-50 gün sonra çiçeklenmektedir. Çiçeklenmeden 60 gün sonrada ilk meyve oluşmaktadır.

Akdeniz iklim şartlarında iyi yetişmektedir. En fazla tarımı bu bölgede Adana çevresinde gelişmiştir(%90). 

SUSAM

Susam sıcağı çok seven bir yağ bitkisidir. Tropik, suptropikal ve ılıman iklim kuşağının sıcak bölgelerinde yetiştirilen susam, 90-120 günde gelişme devresini tamamlar.

Susam dik büyüyen tek yılık bir bitkidir. Boyu (30-125 cm) ye kadar uzayabilir. Gövdeler uzunlamasına oluklu (karıklıdır) ve sık tüylüdür. Ülkemizde tarımı yapılan yağ bitkileri içerisinde önemli bir yeri olan susam, tohumlarında %50-60 yağ içeren yazlık ve otsu bir bitkidir. Bileşiminde ayrıca %25 protein bulunmaktadır. Besleyici özelliği ve lezzetinden dolayı insan besini olarak çok miktarda tüketilir. GAP'ın devreye girmesiyle bölgemizde sulanabilir 1997 yılında GAP bölgesinde susamın ekiliş alanı 40,642 ha olup,bu üretim alanından 9,548 ton susam elde edilmiştir.

Yurdumuzda başta G.Doğu Anadolu  Bölgesi olmak üzere Akdeniz ve Ege   Bölgelerinde tarımı yapılır. 

KANOLA

Bitkisel yağ kaynağı olarak yağlı tohumlu bitkiler olan ayçiçeği, soya, pamuk ve yer fıstığı arasında üretim açısından üçüncü sıraya sahiptir. Ülkemize Balkanlardan gelen göçmenler ile kolza adı ile 1960 yıllarında getirilmiş ve  Trakya'da ekim alanı bulmuştur. Ancak kolza ürününün yağında insan sağlığına zararlı Erusik asit, küspesinde de hayvan sağlığına zararlı Glukosinolat bulunması nedeniyle 1979 yılında ekimi yasaklanmıştır.

Kolza'da erusik asit ve glukosinolat ihtiva etmeyen çeşitler araştırmalar sonucu geliştirilmiştir. Bu çeşitler ilk önce Kanada'da ıslah edilmesi nedeniyle kanola adı verilmiştir. Ülkemizde bitkisel yağ açığını kapatmak amacıyla kanola tarımının yaygınlaşması için çalışmalar yapılmaktadır.

Ülkemizde kanola tarımına tekrar son yıllarda Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Samsun yörelerinde başlanmıştır, ancak ekilişi henüz 2000 ha gibi çok küçük alanda yapılmaktadır.

Kanola bitkisinde olgunlaşma aşağıdan yukarı doğrudur. Hasatta bitkilerin tam olgunlaşması beklenirse alt kapsüllerde çatlama ve dökülmeler görülür. Erken hasatta ise üst kapsüller tam olgunlaşmadığından hasat kaybı olur.

ÜZÜM

Kışın –40ºC ye kadar dayanabilir. Bundan dolayı meyveler içinde yetişme alanı en geniş olanıdır. Üzüm üretiminde başta Ege Bölgesi (Manisa, İzmir, Denizli ) gelir. 2. G.Doğu Anadolu Bölgesidir.  

Dünya kuru üzüm üretimde 1. yiz  ve ihracat yapmaktayız.

ELMA

Üzümden sonra yetişme alanı en geniş olan meyvedir. Bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir. Niğde, Nevşehir, Amasya, Tokat, Kastamonu, Bursa, Burdur, Isparta, Antalya önemli elma üretim merkezlerimizdir.

İNCİR

Akdeniz iklim bitkisidir. Kış ılıklığı ister ve yaz kuraklığı ister. En fazla tarımı Ege Bölgesi’nde gelişmiştir (Başta Aydın gelir.) Üretimin %81 i bu bölgeden karşılanır. Ayrıca Akdeniz Bölgesi,  G. Marmara ve G.Doğu Anadolu Bölgesi'nin batısı ile Karadeniz kıyılarında (Doğu Karadeniz kıyıları hariç) tarımı yapılabilir. Türkiye Dünya kuru incir üretiminde ilk sırada yer alır ve önemli ihracat  ürünümüzdür

FINDIK 

Ülkemizde fındık yetiştiriciliği bakımından en uygun iklim özelliğine sahip bölge Karadeniz kıyı bölgesidir Fındık Karadeniz Bölgesinde sahilden 60 km içeriye ve 750 m yüksekliğe kadar ekonomik olarak yetiştirilebilmektedir. Yıllık ortalama sıcaklığın 13-16 C olduğu yöreler fındık yetiştiriciliği için en uygun yerlerdir. Haziran ve Temmuz aylarındaki oransal nemin de %60’ın altına düşmemesi gerekir.

Toprak istekleri olarak fazla seçici olmamakla birlikte besin maddelerince zengin, tınlı-humuslu ve derin topraklarda iyi bir gelişme gösterir.

Yurdumuz üretiminin %83 ‘ünü Karadeniz bölgesi karşılar. En fazla Ordu- Giresun olmak üzere Karadeniz kıyılarında tarımı yapılmaktadır. Ayrıca Marmara Bölgesinde Sakarya çevresinde tarımı yapılır. 

Türkiye dünya fındık üretiminde ve ihracatında ilk sırada yer alır (%60-70).

ANTEP FISTIĞI

En iyi yetişme şartlarını G.Doğu Anadolu  Bölgesinde bulmuştur .  Başta  Ş.Urfa ve G.Antep gelir. Ayrıca Akdeniz ve Ege Bölgelerinde çitlembik ağaçlarının aşılanması ile  de tarımı yapılabilmektedir. Önemli ihracat ürünümüzdür.

ÜLKELER

1998

İRAN

130.000

ABD

88.450

TÜRKİYE

60.000

SURİYE

36.437

ÇİN

28.000

YUNANİSTAN

5.000

İTALYA

3.000

AFGANİSTAN

1.600

DİĞER

1.778

DÜNYA

354.265

TURUNÇGİLLER

 (Narenciye) (Portakal , mandalina, limon , greyfurt  ve turunç)

Tropikal iklim bitkisidir. Yurdumuz, dünya turunçgil üretim alanının en kuzey sınırındadır. Bu nedenle, turunçgil yetişen tüm bölgelerimizde, zaman zaman dondurucu düşük sıcaklık zararları görülür.  

Yurdumuzda tarımı en fazla Akdeniz Bölgesinde gelişmiştir (% 62) Antalya başta olmak üzere bütün Akdeniz kıyılarında tarımı yapılabilmektedir. Ayrıca  Ege Bölgesinde İzmir’e kadar olan güney kıyılarında, G.Marmara Bölümünün soğuktan korunmuş kıyılarında, Doğu Karadeniz Bölümünde Rize çevresinde ve G.Doğu Anadolu Bölgesinin batısında tarımı  yapılmaktadır.

*** Ege Bölgesinde kıyıdan 200 km içerilere kadar tarımı yapılabilmektedir. Sebebi bölgede dağların kıyıya dik uzanması sonucu deniz etkisinin iç kesimlere kadar sokulabilmesidir.

*** Doğu Karadeniz Bölümünde yetiştirilebilmesi kış ılıklığı ile ilgilidir.

MUZ

Muz, Güneydoğu Asya’dan çıkmıştır. Anavatanı Güney Çin, Hindistan ve Hindistan ile Avustralya arasında kalan adalardır. Muzu ilk kültüre alanların balıkçılar olduğu sanılmaktadır. Balıkçılar ağ yapmak için muzun yapraklarından yararlanmışlar ve bu şekilde tarımı başlamıştır.Muzla ilgili ilk eser M.Ö. 600-500 yıllarına aittir ve Hindistan’da bulunmuştur. Muz bitkisi ülkemize ilk defa 1750 yıllarında Mısır’la ilgisi olan zengin bir aile tarafından süs bitkisi olarak, Mısır’dan Alanya’ya getirilmiştir. O yıllarda daha çok süs bitkisi olarak yetiştirilen Muzun meyve verdiğinin görülmesi üzerine, 1930'lu yıllardan sonra meyvesi için ticari amaçla yetiştirilmeye başlanmıştır. Bugün ülkemizde sadece Anamur, Bozyazı, Gazipaşa ve Alanya ilçeleri ile çevresinde Musa Cavendish dediğimiz bodur muz üretimi yapılmaktadır.

Muz, nemli, tropik iklimlerin bitkisidir. 30° Kuzey ve 30° Güney enlemleri arasında kalan bölgenin uygun alanlarında, tarımı rahatlıkla yapılır.

Akdeniz bölgesinde muz yetişen yerlerimiz 36-37 enlem derecelerinde Toros Dağları tarafından korunmuş, dağların eteklerindeki mikroklima yerlerdir. Buna rağmen muz bahçeleri zaman zaman soğuktan zarar görmektedir. 

Türkiye'de üretilen muzun tamamı Akdeniz Bölgesi'nde, Alanya-Anamur kıyılarından elde edilmektedir.

Dünyadaki muz üretimi en fazla Asya kıtası ülkelerinde yapılmakta, bu kıtayı sırasıyla Güney Amerika, Orta Kuzey Amerika, Afrika, Okyanusya ve Avrupa Ülkeleri izlemektedir.

KAYISI

Kayısı dünya üzerinde Asya'da İran, Afganistan ve Türkistan'da, Avrupa'da özellikle Akdeniz kıyılarında; Afrika ve Avustralya'da Güney Amerika, Arjantin ve Şili'de Amerika Birleşik Devletlerinde ve burada da özellikle Kaliforniya'da geniş ölçüde yetiştirilmektedir.

Bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir. En fazla tarımı D.Anadolu Bölgesi’nde Malatya-Elazığ çevresinde gelişmiştir.

ŞEFTALİ

Şeftalinin ana vatanının Doğu Asya ve Çin olduğunu düşünülmektedir.Oradan İran'a gelmiş, Yunanlılar ve Romalılar MÖ 1000 yıllarında bu meyveyi tanımışlardır. Ülkemizde şeftali yetiştiriciliği birkaç ilimiz dışında tüm illerde yapılabilmektedir. 

Şeftali yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgeler içerisinde Marmara Bölgesi başta gelmektedir. Özellikle Bursa başta gelen ilimizdir.

BADEM 

Bademin anavatanı Çin ve Orta Asya'dır. Asya ile Avrupa arasındaki İpek yolunda bademin seyyahlar tarafından yendiği bilinmektedir. Seyyahlar bademi bu yol vasıtasıyla Yunanistan, Türkiye ve Orta Doğuya getirmişlerdir. Uzun yıllardır Akdeniz kıyılarında özellikle İspanya ve İtalya'da badem yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Türkiye'de Doğu Karadeniz'in kıyı Bölgesi ile çok yüksek yaylalar dışında her yöresinde badem yetiştirilmektedir. Badem yetiştiriciliği ülkemizde Ege Bölgesi'nde yoğunlaşmış olup, bunu Akdeniz, İç Anadolu ve Marmara Bölgeleri izlemektedir. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde Türkiye badem üretiminin üçte ikisi üretilmektedir. Badem yetiştiriciliği açısından en önemli bölge Ege Bölgesi, burada da Datça Yarımadasıdır. 

İklim, Badem için, yazları kurak ve sıcak, kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimi idealdir. Bununla beraber, odun kısmının kış soğuklarına dayanıklı olması nedeniyle, kış soğuklarının fazlaca olduğu yerlerde de yetişebilmektedir. Ağacının odun kısmı -20°C, -30°C'ye kadar soğuğa dayanabilir.
Çiçeklenme zamanında -4°C, -5°C'ye dayanabilen çiçekler, körpe çağla döneminde -1°C, -O,5°C'lerde zarar görürler. Dona dayanım bakımından çeşitler arasında büyük farklar görülmektedir.

KİVİ

Bütün Dünyada yetiştirilen çeşitlerin orijini Yeni Zelanda’dır.

Kivi asmaları sarılıcı-tırmanıcı bitkilerdir. Toprak üstü aksamı çok kuvvetli değildir. Kök yüzlek ve saçak kök yapısındadır. Çoğunlukla toprağın 0-40 cm derinliğinde bulunur. Ancak uygun koşullarda 1-1.5 m derine gidebilir. Kılcal kökler hızlı gelişir ve yenilenir.

Gözlerinin uyanmasında yaprak dökümüne kadar 240-260 gün don olmayan gelişme süresi ister. İlkbaharın geç donlarında sürgünler zarar görebilir.Bitkiler sürekli ve sert rüzgar alan yörelerde gelişemez.

Normal olarak çiçek ve meyve dökümü olmaz. Tozlanan bütün çiçekler meyve tutar. Bu yüzden kış budamasında yeterli sayıda göz bırakılmalı veya seyreltme ile meyve yükü dengede tutulmalıdır.

Etkin bir tozlama ve meyve tutumu için çiçeklenme zamanı bahçede arı kovanı bulundurulmalıdır. Erkek çiçeklerin polenleri arılarla dişi çiçeklere taşınırlar. Rüzgarla tozlanma çok az olur.

Türkiye’de henüz  ticari amaçlı kivi üretimi çok yenidir. Bu nedenle tüketilen meyvelerin hemen tamamı ithal yoluyla sağlanmaktadır.

PATATES

Alüvyal ve kumlu topraklarda iyi yetişir. Bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir. En fazla tarımı İç Anadolu Bölgesinde gelişmiştir ( Nevşehir). Ayrıca Ödemiş-İzmir, Sakarya, Trabzon, Erzurum diğer önemli patates üretim merkezlerimizdir.  

SOĞAN-SARMISAK

Soğan üretiminde en önemli bölge Karadeniz Bölgesi'dir.    il olarak Bursa Karacabey yurdumuzun en önemli soğan üretim merkezidir. Kastamonu ise sarmısakta önemli merkezimizdir. Soğan-sarmısak tarımı bütün bölgelerimizde yapılabilir.  

SEBZECİLİK

Ülkemiz iklimi itibarıyla çok çeşitli sebze yetiştirilmesine olanaklıdır. Birçok insan geçimini bu yolla sağlar.Bunun yanında çoğu insan evinin sebze ihtiyacını karşılamak için sebze yetiştirir

Sebzeler çok fazla su isterler. Yurdumuzda sebze yetiştiriciliği en fazla Akdeniz Bölgesinde gelişmiştir. Bu bölgeyi Ege ve Marmara Bölgeleri takip eder. En az geliştiği bölgemiz D.Anadolu bölgesidir. Sebebi yaz mevsiminin çok kısa sürmesidir. Ayrıca İç Anadolu Bölgesinde de sulama yetersizliğinden dolayı sebze tarımı gelişmemiştir.

*** Sebze tarımı seracılık faaliyetleri ile Akdeniz ve Ege Bölgelerinde bütün yıl yapılabilmektedir. Seracılığın buralarda gelişme sebepleri; kışların ılık geçmesi ve güneşli gün sayısının fazla olmasıdır.

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/3|

Atmosfer

ATMOSFER

 

Dünyayı çepeçevre saran ve içinde çeşitli gazların bulunduğu tabakaya denir. Atmosferde %78 azot, %21 oksijen, %1 su buharı, karbondioksit  vb. gazlar vardır.
ATMOSFERİN KATMANLARI

TROPOSFER
Kalınlığı Ekvatorda fazla , Kutuplarda azdır.
Bunun sebepleri:
Sıcaklığın etkisiyle Ekvatorda yükselici, kutuplarda alçalıcı hava hareketlerinin olması,
Yerçekiminin kutuplarda  fazla, ekvatorda az olması.
Çizgisel hız ve savrulmanın Ekvatorda daha fazla olmasıdır.
 
TROPOSFERİN ÖZELLİKLERİ
Atmosferde bulunan gazların %75 ‘i ve su buharının tamamı bu katmandadır.
Yoğunluğu en fazla olan katmandır.
Yeryüzünü etkileyen bütün iklim olayları bu katmanda görülür.
Troposfer daha çok yerden yansıyan ışınlarla alttan itibaren ısındığı için  yükseldikçe sıcaklık azalır.
Yatay yönde de Ekvatordan kutuplara doğru sıcaklık azalır. Sebebi, dünyanın şeklinden dolayı güneş ışınlarının düşme açısının küçülmesidir.
STRATOSFER
İklim olayları görülmez. Sıcaklık değişimi yok gibidir.
MEZOSFER (ŞEMOSFER)
Yeryüzündeki, şiddetli patlamalar gibi aşırı yüksek sesler, mezosferdeki yüksek ısı tabakası tarafından geriye yansıtılır.
OZON TABAKASI
Ozon, üç tane oksijen  atomunun birleşmesiyle oluşmaktadır.
Güneşten gelen zararlı ışınları tutar, aşırı sınma ve soğumayı önler.
TERMOSFER (İYONOSFER)
Mezosferin üstündeki kat  olup ultraviyole ışınlarının  emilmesi nedeniyle ısı, yükselti ile beraber sürekli artar.
Radyo dalgalarını en iyi yansıtan tabakadır.
EKZOSFER
Atmosferin en dış sınırıdır. Yer çekiminin giderek azalması ve tamamen kaybolması nedeniyle bazı hava molekülleri uzaya fırlayıp giderler.Bu sebeple kalınlığı tam olarak bilinmez
ATMOSFERİN FAYDALARI
Güneşten gelen zararlı ışınları süzer.
Meteorların dünyamıza düşmesini büyük oranda engeller.
Canlılar için gerekli gazları bulundurur.
İklim olayları meydana gelir.
Dünyamızın aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.
Güneş ışınlarını dağıtır. Böylece gölgede kalan yerlerin de aydınlanmasını sağlar.
Dünya ile birlikte dönerek sürtünmeden doğacak yanmayı engeller.  

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/3|

coğrafya lise 3 kitabı, sayfa 28 değerlendirme soruları ve cevap

SORU-1-Ekolojik denge nedir?

Cevap-1-insan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiriyle ilişkili olmasıdır.

Örnek: bitki, fare ve yılandan oluşan kapalı bir ekosistem düşünün. burada bitki topraktan suyu ve besini alsın. fareler bitki kökleriyle beslensin. yılanlar da farelerle beslensin.
burada her tür birbiriyle beslenme zinciri olarak bağlantılıdır. eğer fareler bitkileri yemezse, bitkiler kontrolsuz gelişecek ve zamanla topraktaki su ve mineraller bitkilere yetmemeye başlayacaktır. fareler bitki köklerini yemezlerse açlıktan öleceklerdir. eğer yılanlar fareleri yemezse açlıktan ölecektir. eğer yılanlar farelerin hepsini yerse bu sefer yine açlıktan öleceklerdir. Her tür doğa içinde, eğer ciddi bir müdahale yoksa, bir biçimde hayatını sürdürmeye devam eder.
ekolojik denge kabaca budur.



SORU-2-Ekolojik döngü nedir?

Cevap-2-Canlılar tarafından doğada kullanılan maddelerin yeniden kullanılabilir hale getirilmesi ve bu sürecin sürekli devam etmesi olayına denir.

SORU-3-Karbon döngüsü hangi ortamlar arasında gerçekleşir?

Cevap-3-Atmosfer,litosfer,biyosfer,hidrosfer arasında gerçekleşir.

SORU-4-Biyolojik çeşitliliği tehdit eden insan kaynaklı faktörler nelerdir.?

Cevap-4-Orman yangınları,insanın doğa üzerinde yapmış olduğu denge bozucu yapılaşma ,sanayi,tarım,şehirleşme,hava,toprak,suyun kirletilmesi,meraların aşırı otlatılması,Erezyon şeklinde arttırılabilir.



SORU-5-Biyolojik çeşitliliğin oluşmasında etkili olan doğal faktörler nelerdir.

Cevap-5-İklim etkili olur,toprak örtüsü etkili olur,Yerşekilleri etkli olabilir.

SORU-6-Habidat içerisindeki bir türün çok gelişmesi hangi sorunları oluşturur.

Cevap-6-Doğada türler arasında bir denge vardır.Bu halkanın bozulması artması yada azalması doğadaki işleyişi olumsuz etkiler besin zincirini bozar buda türlerin sayılarında azalma ,yok olma yada bulunduğu bölgeyi terk etme gibi sonuçlar doğurabilir.Yada bölgedeki tür çeşitliliğini azaltır.Rekabet artar,kıtlık oluşabilir,yaşam şartları zorlaşır.



SORU-7-Çayır ve meraların ortadan kaldırılması biyolojik çeşitliliği nasıl etkiler?

Cevap-7-O alan içerisinde yaşayan canlı türlerinin azalmasına hatta yok olmasına sebeb olur.Biyolojik çeşitliliğin azalmasına yol açar.



SORU-8-Sıcak çöllerde bitki ve hayvan yaşamını sınırlandıran faktörler nelerdir.

Cevap-8-Kuraklık,yüksek sıcaklık,nem azlığı,Yağış azlığı etkiler.



SORU-9-Bir akarsuyun hidroelektirk potansiyelini etkileyen faktörler nelerdir?

Cevap-9-Akarsuyun debisi ve akarsuyun yatak eğimidir.Debiyi etkileyen faktörler içerisinde iklim ilk sırada yer alır.



SORU-10-Deniz seviyesinde meydana gelen değişimler bitki ve hayvan dağılımını nasıl etkiler?

Cevap-10-Deniz seviyesinde meydana gelen değişmeler artmalar yada azalmalar o bölgedeki canlıların yer değiştirmelerine yada yok olmalarına sebeb olabilir.Su miktarının artması kara canlılarının yaşam alanlarını kısıtlar şeklinde açıklanabilir.



SORU-11-Akarsuların bitki ve hayvan türleri bakımından en zengin yerleri nerleleridir.Nedenlerini açıklayınız.?

Cevap-11- Kitabınızda sayfa 14 de akarsu bölümünde gerekli bilgiler verilmiştir.



SORU-12-Ekvatordan kutuplara gidildikçe bitki ve hayvan türlerinde azalma görülmesinin nedenlerini söyleyiniz.?

Cevap-12-Ekvatordan kutuplara gidildikçe görülen iklim değişiklikleri sıcaklık ,yağış özelliklerinde meydana gelen değişmeler tür çeşitliliğini azalmasında etkili olur.Canlı çeşitliliği daha çok sıcaklık,nem,yağış şartlarının elverişli olduğu yerlerde (Ekvator çevresi) fazladır.Bu özellikler kutba gidildikçe azalır.



Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun ifadelerle tamamlayınız

1. Su döngüsü içinde , havadaki su buharının sıvı hale geçmesi aşaması ..yoğunlaşma...dır.



2. Bitkilerde besin maddelerinin yaprağa taşınmasını sağlayan ...su..dur.



3.Ekosistem canlı ve cansız varlıklar arasındaki ....madde.. ve ..enerji.. dolaşımı ile kendini yeniler.



4.Kutuplarda yaşayan hayvanlar ...düşük sıcaklık... ve ..besin yetersizliği... gibi koşullara uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürürler.



5. Su döngüsünün itici gücünü ..buharlaşma.. ve …yağış.. oluşturur.



Aşağıdaki ifadelerin doğru veya yanlışlığını belirtiniz.

1. Enerji akışı tek yönlüdür. (D)

2. Etçiller, ikincil tüketicilerdir. (D)



3. Fotosentez, güneş olmadan gerçekleşmez. (D)



4. Su tutan bitkiler, bataklık biyomlarında bulunur.(Y)



5. Denizler ve karalar arasındaki karbon alış verişi çok hızlıdır. (Y)



6. Ayrıştırıcılar, ekolojik döngülerde önemli rol oynamazlar.(Y)



7. Okyanus akıntıları, biyomlar üzerinde etkili rol oynamazlar. (Y)



8.Bitkiler hayatın devamını sağlayan besin zinciri için üreticidir. (D)



9. Karbon döngüsü, dışarıdan müdahale olmadıkça bozulmaz. (D)



10. Yeryüzünde canlıların dağılışını etkileyen en önemli faktör iklimdir. (D)



11. Dünya ekosistemi; biyosfer, hidrosfer, litosfer ve atmosferden oluşur. (D)



12. Dünya üzerinde bitki tür ve çeşitliliğin en fazla olduğu yer tundra biyomlarıdır. (Y)



13. Baraj şeklinde inşa edilen hidroelektrik santraller akarsuyun rejimini düzenler (D)



14. Ekosistem bir bölgedeki türlerin, genlerin ve ekolojik olayların oluşturduğu bir bütündür. (Y)

15. Akarsuyun hidroelektrik potansiyelini belirleyen en önemli faktör eğim ve debidir. (D)



Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız?

1- C şıkkı Ekvatoral bölge

2-B şıkkı Astenosfer

3-A şıkkı Çoruh nehri

4-B şıkkı Toprağın Rengi

5-E şıkkı Jeopolitik konum

6-E şıkkı Mikroorganizmalar

7-D şıkı Üreticiler

8-D şıkkı Bitkiler

9-E şıkkı Yukarıya çıkıldıkça aktarılan enerjinin desteklediği birey sayısının azalması

10-E şıkkı Besin zinciri durudu.

Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/3|

TÜRKİYEDE ULAŞIM

Türkiye’de Ulaşım

 

Türkiye’de ulaşımı Etkileyen Etmenler

 

Yer şekilleri : Türkiye’de dağ sıraları doğu-batı uzanışlı olduğundan yolların doğrultusu da aynıdır. Kuzey-Güney yönlü ulaşım ancak geçitlerle sağlanmaktadır.

 

İklim : Özellikle yükseltinin fazla olduğu Doğu Anadolu’da yoğun kar yağışı ve kar örtüsünün uzun süre yerde kalması ulaşımı olumsuz etkiler.

 

Ekonomik Koşullar : Ulaşımın gelişmesini engelleyen etmenlerden birisi de yol yapım giderleridir. Ayrıca yol, tünel, köprü yapımında çalışacak teknik elemanlar da  yetersizdir.

 

Ulaşım Türleri

 

Kara Ulaşımı : Türkiye özel konumu nedeniyle Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan ana yollar üzerinde yer almaktadır. Türkiye’de kara ulaşımı karayolu ve demiryolu ile sağlanmaktadır.

 

Karayolu : Karayolu ulaşımının önem kazanması ve gelişmesi 1950’li yıllarda başlamıştır. Karayolu ulaşımındaki gelişmeler özellikle son yıllarda hız kazanmıştır. Bu gelişme karayolu taşımacılığının daha hızlı olmasına ve en ücra yerlere karayolu ile ulaşım olanağının bulunmasına bağlıdır.

                                      

 RESİM KAYNAK: www.torpil.com

 

Demiryolu : Ülkemizdeki ilk demiryolları Osmanlılar döneminde yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryoluna daha fazla önem verilmiş ve demiryolları ulusallaştırılmıştır. Demiryolu hem önemli kentleri birbirine bağlaması hem de Anadolu’yu çevreleyen denizlerle bağlantıyı sağlaması nedeniyle büyük önem taşır. Ancak ülkemizde demiryolu taşımacılığı yavaş olması nedeniyle karayolu taşımacılığı ile rekabet edemez.

 

 

UYARI : Türkiye’de en yaygın olarak kullanılan ulaşım yolu karayollarıdır. Nedeni karayollarının en ücra yerlere kadar ulaşması ve ulaşımın daha hızlı yapılabilmesidir.

 

Hava Ulaşımı : Türkiye’de sivil havacılık 1933’ten sonra  gelişmeye başlamıştır. Diğer ulaşım türlerine göre daha hızlıdır. Havayolu ile her yere ulaşılamadığından ekonomik değildir. Birçok ülkeye uçak seferleri bulunmasına karşın, hava ulaşımı yeterince gelişmemiştir.

 

Deniz Ulaşımı : Türkiye 3 tarafı denizlerle çevrili bir yarımada özelliği taşımaktadır. Bu nedenle denizyolu ulaşımı bakımından elverişli koşullara sahiptir. Deniz taşımacılığı demiryolu ulaşımı gibi ekonomik bir taşımacılıktır. Son yıllarda deniz ticaret filomuzun deniz ticaretindeki payı % 30’a ulaşmıştır.

 

Önemli Limanlar : Bir kıyı kentinin liman olarak gelişmesi ardelinin büyüklüğüne, bölgedeki ürünlerin zenginliğine ve ardeli ile olan ulaşım kolaylığına bağlıdır. Önemli liman kentlerimiz, Mersin, İstanbul, İzmir, İzmit, İskenderun, Trabzon, Zonguldak, Bandırma ve Antalya’dır.

 

Türkiye’de Ticaret

 

Gerek iç gerekse dış ticaret temelde mal alım ve satımına dayanır. Bir yerde ticaretin gelişmesinde ulaşım kolaylığı büyük önem taşır.

 

İç Ticaret : İç ticaret ülke sınırları içinde gerçekleşen ticarettir. Türkiye’nin bölgelerinde tarım ürünlerinin ve endüstriyel üretimin farklılık göstermesi, iç ticaretin canlanmasını sağlamıştır. Marmara Bölgesi ticaretin çok geliştiği bir bölgemizdir. İki kıtayı birbirine bağlayan boğazların varlığı ve endüstrinin çok geliştiği bir bölge olması da ticaretin canlanmasında etkili olmuştur. En büyük ticaret merkezimiz İstanbul’u İzmir izler. Ayrıca Pazar, panayır ve fuarların iç ticarete önemli katkısı vardır.

 

Dış Ticaret : Türkiye’nin dış ticaretinde son yıllarda önemli gelişmeler olmasına karşın, dış alım dış satımdan daha fazladır.  Çünkü dış alımda sanayi ürünleri, dış satımda ise tarım ürünleri ağırlıklıdır. Türkiye’nin dış ticaretinde OECD ülkeleri başta gelir.

 

Dış Alım  : Türkiye’nin dışarıdan satın aldığı ürünlerin başında petrol ve endüstri ürünleri gelir. Son yıllarda dış alımın yaklaşık % 40’ı makinelerden oluşmaktadır. Endüstri malları, ham petrol, makineler, kimyasal maddeler, fosfat, demir-çelik ürünleri, asit ve bazlar, kağıt, kauçuk, plastik maddeler, yapay gübre başlıca dış alım ürünleridir.

 

Dış Satım : Türkiye’nin dışarıya sattıkları arasında tarım ürünleri ve madenler önem taşımaktadır. Ancak dış satımda madenlerin payı, endüstrinin gelişmesine bağlı olarak azalmıştır. Pamuk, tütün, fındık, kuru üzüm, incir, baklagiller, zeytin, canlı hayvan, deri, yapağı, maden (krom, bor mineralleri, civa, tuz, çinko, kurşun, zımpara taşı), dokuma ürünleri, şeker, sigara, içki, halı ve kilim, konfeksiyon ürünleri başlıca dış satım ürünleridir.

 

Transit Ticaret : Türkiye özel konumu nedeniyle transit ticaretin gelişmesine elverişli bir ülkedir. Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan en kısa, en ekonomik karayolu ülkemizden geçmektedir. Transit taşımacılıkta, mal yüklü kara ve deniz taşıtları yükleme-boşaltma yapmadan ülke topraklarından geçtiği için hizmet giderleri karşılığında gelir sağlanır. Günümüzde Anadolu’dan her yıl 35-40 bin tır geçiş yapmaktadır.

 

Türkiye’de Turizm

 

Türkiye’de Turizmi Etkileyen Etmenler

 

İklim Koşulları : Türkiye ılıman kuşakta bulunduğundan deniz turizminin gelişmesine uygun iklim koşullarına sahiptir. Özellikle Ege, Akdeniz ve Güney Marmara kıyıları deniz turizmi açısından önem taşımaktadır. Her mevsim yağışlı Karadeniz kıyılarında ise deniz turizmi gelişmemiştir.

 

Yer şekilleri : Türkiye ortalama yükseltisi fazla olduğundan kış turizmi açısından önemli bir çekiciliğe sahiptir. Özellikle kar yağışının fazla olduğu Uludağ, Erciyes gibi dağlarda kış turizmine yönelik kayak merkezleri bulunmaktadır. Türkiye’de peribacaları ve karstik şekiller de turizm için önem taşımaktadır.

 

Tarihi Özellikler : Anadolu tarih öncesi çağlardan bu yana çeşitli uygarlıkların kurulduğu bir yerdir. Bu dönemlerden kalan yapıtlar tarihi turizmin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

 

Festivaller ve Fuarlar: Uluslar arası düzenlenen festival ve fuarlar özellikle dış turizmin canlanmasını sağlar. Bunlar içinde en önemlisi İzmir Enternasyonal fuarıdır.

 

Turizmin Etkileri

 

Bir bölgede turizmin gelişmesi,

 

Türkiye’nin Turistik Varlıkları

 

Türkiye çeşitlilik gösteren doğal güzellikleri ve zengin tarihi kalıntılarıyla önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Ilıman kuşakta yer alması nedeniyle 4 mevsimin belirgin yaşandığı ülkemizde özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında deniz turizmi gelişme göstermiştir. Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olması da tarihi turizmin gelişmesinde önemli paya sahiptir. Milli parklar, çeşitli yer şekilleri ve bitki türlerinin bulunduğu Türkiye’de doğa turizmi son yıllarda deniz turizmi kadar ilgi görmeye başlamıştır. Uluslar arası düzenlenen festivaller ve fuarlarda ülkemizdeki turizm çeşitliliğini dışarıya sunmamızda etkili olmaktadır.

 

Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri

 

Turizm gelirlerinin ülke ekonomisine katkısı özellikle dış ticaret gelirleri açısından büyük önem taşır. İspanya, İtalya gibi birçok ülke dış ticaret açığının kapanmasında  turizm gelirlerinden yararlanmaktadır. Türkiye’ye son yıllarda gelen turist sayısının artmasına bağlı olarak turizm gelirinin ekonomiye katkısı artmıştır. Dış ticaret gelirlerimizin yaklaşık % 15-20’si turizmden sağlanmaktadır.

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/3|